19 Aralık 2010 Pazar
Eski Bir 'Dost'a İthafen ...
Ama yakında olunca daha da bi koyar insana,uzak olunca çoook uzak aptalca ve sacmada olsa ''uzaksın napıyım nasıl bekliyim''gibi bahanesi olabilir.Ama!Seviyorsa,aşıksa gercekten zaten bekler.Böyle bi bahane olmaz,olamaz!
Ama... birde şöyle bak.Yanıbasında ki sana böyle bi bahane bile sunamaz,
''neydi bende bulamadıgında gittin baskasına'' diye sorar durur insan kendine..
Zor toparlar,daha fazla koyar..
O yüzden seninde söyledigin gibi,''aşk,hak edene var!'' de geç ! :)
16 Aralık 2010 Perşembe
İçimde Birşey Var Bu Akşam ..
Neden bilmiyorum.Dedim ya,çözemediğim bir sıkıntı..
İlk kez olmuyor tabi bu,arada gelirler böyle bana anlamsız,boş,huysuz,çekilmez bir adam olurum bu dönemlerde.Etrafımdakiler için çokta hoş bir dönem olduğu söylenemez :) benimde pek memnun kaldığım tabi ..
Birşeylerin eksikliğide olabilir bu.Ama neyin eksikliği abi ?! Sanki içimde dolduramadıgım bir boşluk varmış gibi,hep son damlası eksik bir bardak gibi..
Biraz araştırıyım okuyum bilgili insan olıyım bari dedim kutsal bilgi kaynağı ekşi sözlükden başladım işe,biraz alaycı yaklaşım belki rahatlatır iyi hissettirir dedim fakat karşılaşdığım yorumlar daha çok karanlığa itti beni :D bazıları da şunlar,
‘’*insanın iç acılarnın toplamı.
*sürekliyse adrenalin eksikligi.
*''depresyon belirtisidir''
*can sıkıntısıdır; hiçbir şeysizlikten olur.
*manatonlukdan sıkılma,yenilik arayışı.
*baska bir degişle anksiyete psikiyatri dilinde de böyle diyolar.’’
Gibi hepsine katıldığım daha bir çok yorumla karşılaştım,bir yazarda ‘böyle olduğum durumlarda nasılsın? Sorusuna ‘’iyi desek yalan,kötü desek günah.idare eder işte..’’ der geçerim’ demiş dipnot olarak ekliyim dedim..
Anlıcanız melankolik tripler içindeyim ‘’iyi desem yalan,kötü desem günah.idare eder be kardeş’’ hallerindeyim,saygılarımla .. :)
8 Aralık 2010 Çarşamba
Ona Buna Yumurta
yani ciddi olarak bilinen kişileri komik bir duruma sokmanın zevki midir, yoksa demokrasiyi böyle birşey zannetmekten midir bilemiyorum.
her kim olursa olsun.
sevmeyebilirsin.
gıcık olabilirsin.
nefret edebilirsin.
bir kaşık suda boğmak isteyebilirsin.
gir siyasete kendi doğrularını anlat.
anlamıyor mu. bir daha anlat.
yumurta atınca ne değişiyor.
adam eve gidip "demek benim fikirler yanlışmış lan" mı diyor.
ya da akşam haberleri izleyenler "lan olum bunun kafasında yumurta var kesin memleketi satıyor, işbirlikçi bu" mu diyecek.
yumurta atan adamın neyini savunuyorsun.
alkışlıyorsun.
helal olsun adam gibi adamsın diyorsun.
atanların düşünce şekline lafım yok,teoride iyi hoş güzel ama teoride sıkıntı var arkadaş.
yumurta yiyecegini bile bile oraya cıkan adama da ne denir ki :D
4 Kasım 2010 Perşembe
Ne?! Birisi ''interrail''mı dedi ?
-Interrail’mi ? O ne ki abi ?
-İşte bir biletle bütün Avrupa’yı geziyorsun falan filan .. ‘’
İşte tam olarak böyle başladı içimde ki‘’int errail’’ merakı,heyecanı ve hevesi ..
Nerede,kiminle,hangi muhabbet esnasında duydum hatırlamıyorum,sadece bu diyalogu ve sonrasın da eve gidip araştırmaya başladığımı biliyorum..
Kısaca özetlicek olursak ‘interrail’:Avrupa Birliği ülkelerinin pek çoğunun içinde bulunduğu, toplamda A,B,C,D,E,F,G,H diye 8 bölge 29 ülkeden oluşan 12,22,30 günü kapsayan bir Avrupa Turu da denebilir..
Bu tura çıkabilmek için önce ‘’Shengen Vizesi’’ almak gerekiyor. Ardından da TCDD yada Gençtur’un temin ettiği, turun da ismini taşıyan ‘’interrail’’ biletinizi edindikten sonra geriye, seçtiğiniz bölgelerden oluşan bir yol haritası çıkarıp yol arkadaşınızı seçmesi kalıyor
‘’ -Eee abi, Avrupa’yı gezmek diyorsun da kaça patlıyor bu tur? Avrupa bu boru değil ! ’’
Diyenleriniz muhakkak vardır fakat bu turu daha doğrusu bu bileti en cazip kılan ve güzelleştiren de zaten fiyatı arkadaş..
Bölgeler ve süre olarak birkaç paket haline getirmişler bu bileti..Yani şöyle:1 bölge 12 gün,1 bölge 22 gün,2 bölge 30 gün,3 bölge 30 gün,tüm bölgeler 30 gün şeklinde.
Siz bu paketlerden istediğinizi seçiyor ve ona göre ücretini ödüyorsunuz. Fiyatlar da paketlere göre ve 26 yaş altı-26 yaş üzeri olarak değişiyor. Onlar da şöyle:
*1 bölge 12 gün -26 için 182 Euro,+26 için 266 Euro
*1 bölge 22 gün -26 için 219 Euro,+26 için 318 Euro
*2 bölge 22 gün -26 için 285 Euro,+26 için 402 Euro
*3 bölge 30 gün -26 için 329 Euro,+26 için 468 Euro
*Tüm bölgeler 30 gün -26 için 389 Euro,+26 için 552 Euro
Şeklinde belirtiliyor..
Bu durumda 27 yaşına gelmeden bu tura çıkmak neredeyse %40 daha kârlı ..Bölgeler ve bu bölgeleri kapsayan ülkelere gelince..
A Bölgesi: İngiltere,Kuzey İrlanda,Serbest İrlanda
B Bölgesi: İsveç,Norveç,Finlandiya
C Bölgesi: Danimarka,Almanya,Avusturya,İsviçre
D Bölgesi: Polonya,Çek Cumh.,Slovak Cumh.,Hırvatistan
E Bölgesi: Fransa,Belçika,Hollanda,Lüksemburg
F Bölgesi: İspanya,Portekiz,Fas(Kuzey Afrika)
G Bölgesi: İtalya,Slovenya,Yunanistan,Türkiye
H Bölgesi: Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Makedonya
Ülkelerde böyle..
Size verilen bu ‘’interrail’’ bileti ile bu ülkeler arasındaki demiryolların da sınırsız seyahat etme hakkınız var.Biletinizin süresince ister 1 ülkede kalır konaklarsınız ister her gün bir ülkeden diğerine yolculuk edersiniz..
Tabi sürekli trende kalmıyorsunuz gittiğiniz ve daha fazla kalmak istediğiniz ülkelerde size uygun fiyatlara oteller öneriliyor, arada bir vücudunuz yatak yüzü görse fena olmaz elbette
Bu Türkiye’den başlıcak olursanız Avrupa’nın göbeğine en hızlı ulaşım trenle Yunanistan’a geçip oradan İtalya’ya 13-14 saatlik bir feribot seferi yapmak(mış) buda dipnot olarak aklınız da bulunsun..
Ben yol haritasını çıkarmaya başladım bile..
Ve bu gezide bana eşlik edecek yol arkadaşları da arıyorum elbette;Ne kadar kalabalık o kadar eğlence,o kadar güzel anı,aklınıza yattıysa bir mail yeter.Hemen sizi de katarım ‘’30 günde Avrupa Alem’’ hikayeme
19 Eylül 2010 Pazar
Kral Gözden Düştü ..
Son yılların en çok ses getiren transferi LeBron James ..
Transfer sezonun da hangi takıma gideceği,hangi şehri seçeceği merakla beklenen süper yıldız tercihini Miami Heat'den yana kullanarak hem büyük şaşkınlık hemde olumlu olumsuz bir sürü eleştri toplamıştı..
İlk önce New York tarafından yapılan 2 MİLYAR $ lık teklif yerine 600 Milyon $ ı seçerek 1 MİLYAR 400 Milyon $ lık maddi kayba uğrayan ''KRAL'' lakablı oyuncu bugünlerde de manevi zenginliği olan hayranlarını kaybediyor..
Üstelik Kevin Durant'ın Türkiye de düzenlenen Dünya Şampiyonasın da ABD yi şampiyonluğa taşımasından sonra yerini Durant'a kaptırmaya başladı bile..
Bağımsız Q-Score adlı bir araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre LeBron James Amerika halkının gözünde 'en sevilmeyen sporcular' listesinde 6.sıraya yükseldi..
Daha önce ki yıllar da basketbolseverler arasında yapılan James'i pozitif bir sima olarak görüp görmeme anketin de çıkan sonuç bir sporcu için rekor olan %24 seviyesindeyken yeni ankete göre %14 e kadar geriledi.LeBron'u sevmediğini belirten kişiler ise %22 den,yüzde %39 a fırladı..
Bu düşüşün en büyük sebebi olarak,bu yaz serbest kalan oyuncunun sadece hangi takıma gideceğini bir saatlik özel bir televizyon programında açıklaması gösteriliyor..
Bu tepkinin başında ise doğup büyüdüğü Eyalet olan Ohio Eyaleti başı çekiyor..
Hatta Kral James ünlü komedyen olan Jay Leno'nun da diline düştü.
Jay Leno NBC de yayınlanan şovun da Başkan Obanın nişan yüzüğünü takmamasını LeBron James in Şampiyonluk yüzüğü olmamasına bağlayarak Kral'a duyulan öfkeyi yansıtmış oldu..
17 Eylül 2010 Cuma
Onlar üvey evlat mı?

3 gün önce ''Maddi Manevi'' başlığı altında yazdığım yazıda 12 Dev Adam'a verilen yönetmelik dışı parayla ilgili bi kaç şey söylemiştim..
Bugün de aynı şeyi 'ntvspor.net' kendi sitesinde ''Onlar üvey evlat mı?'' başlığı altın da benim yazıma benzer aynı konulu bir yazı paylaşmış..
Bahsettim yönetmelik gereği paraları bile daha almamış üstelik 'Avrupa Şampiyonu'muz Nevin Yanıt ve olimpiyat madalyalı diğer sporcularımız..
Ama 12 Dev Adam'a nerdeyse turnuva bitmeden taktim edildi çek..
Bu kadarıda ayıp arkadaşım,onlarda bu ülkenin adını en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yapmıyormu..
Aşağıda ilgili haberin linki bulunmakta,bir tıklayın ve daha detaylı bir şekilde okuyun siz karar verin..
Onlar üvey evlat mı?
**
http://www.ntvspor.net/haber/basketbol/23406/onlar-uvey-evlat-mi
15 Eylül 2010 Çarşamba
Maddi Manevi !
12 Dev Adam'ın Dünya Şampiyonasında ki başarasını değerlendirdiler,her ne kadar futbol programı olsada.Hıncal Uluç öyle ince noktalara değindiki adamın Basketbol bilgisine hayran oldum açıkcası.
İyi güzel,tebrik ediyoruz,destan yazdıklar falan filan derken bir anda söz Başbakan Erdoğan'ın takıma verdiği 28 milyon'luk çeke geldi.
Çok iyi yerden bağladı,çaktırmadan çok iyi geçirdi :)
''2010 Avrupa Başkenti'' gibi büyük bir sıfat verilen İstanbul'da opera ve bale salonu yok !
Aslında var AKM fakat yeterli maddi destek bulunamadığından faaliyete geçemiyormuş.Devletten istenen 40 milyona,devlet o kadar ödeneğimiz yok cevabı vermiş.
Peki Milli'lere verilen 28 milyon nerden çıktı?
Zaten Gençlik ve Spor Müdürlüğünün belirtmiş olduğu işte hangi sporcu hangi turnuvuda hangi başarayı elde ederse ne kadar alacağı ödül miktarı şudur diye.Bu yasallaştırılmış böyle bir madde var,bunun dışında verilen her prim ödül veya herneyse bu bağış oluyor.,
Devlet zaten aldıkları başarıdan dolayı 500 cumhuriyet altını vericek her sporcuya,o takımda oynayan 12 oyuncunun 12 side zaten milyoner abi..Hepsi ya 4 büyüklerde yada NBA de oynuyor.Bu paraya ihtiyacları var mı yok!
Verilmesseydi de demiyorum,helal olsun ilk e imza attılar ama o kadarına da gerek yoktu..
Ona bakılırsa Milli Takımımız final oynamadan bir kaç gün önce Selçuk Çebi güreşte tarihi bir başarıya imza attı Dünya Şampiyonu oldu.Eee o çoçuğa para verdimi Başbakan yada arayıp kutladımı acaba?
Veya her olimpiyatta şurda burda Türkiye'ye madalyayla dönen atletlerimiz Elvan ve Alemitu Bekele ye Devletin yasal olarak verdiği primin dışında para verildimi.
Hepsini geçelim,şuanda Türkiye'nin en büyük sportif başarası denebilicek bir zafere imza atan Nevin Yanıt,Avrupa Şampiyonu oldu 100 metre engellide hemde rekor kırarak ve şuanda Avrupa Atletizm Federasyonu tarafından ''Yılın Atleti'' ödülüne aday gösterildi,
bu kıza kimse yardım ettimi destek çıktımı?
Sonra neden Türkiye atletizmde şurda burda başarılı değil ...
Ayrıca şunu da sölemeden gecemiycem,Facebook ta falan Hido'nun ''maddi manevi'' açıklaması insanları eglendiriyor güldürüyor falan ama Hido'ya ben yakıştıramadım..
Canlı yayında öyle bir zaferin sonunda maddiyat düşünülmesi gereken en son şey belkide,hemde Hidayet gibi NBA de Lüks vergisi verilicek kadar büyük paralara transfer olan bir oyuncu için.
Sen orda bir nevi 75 milyonun Kaptanlını yapıyorsun abi ;)
14 Eylül 2010 Salı
Herşey yeni başlıyor ..
İşte şimdi gelelim neden şimdi başladına,fasulyenin faydalarına :)
Dünya ikincisi olduk,Dünya Şampiyonasını en iyi yerde bitiren Avrupa takımı olduk.Bu yüzdende gelecek sene Litvanya'da düzenlenicek olan 37.Avrupa Şampiyonası en büyük favori olarak gidiyoruz..
Bizden sonrada elbette hem ev sahibi hemde DÜnya 3. olan Litvanya ..
Şimdi bakıldı zaman ilginç bir istatistik var ortada.Finale gelene kadar yendiğimiz her takım klasman maçlarında ABD'nin yendiği takımlara yenilmiş.
Yani biz Birleşmiş Devlet'lere nazaran daha yumuşak takımlarla mücadele etmişiz ..
Avrupanın büyüklerine bakılınca,
Almanya,NBA de MVP ödülü almış oyuncuları Dirk Nowitzki'den ..
İspanya,NBA de son iki yılda şampiyonluk yaşamış 2.17'lik dev pivotları Pau Gasol'dan..
Yunanistan,Papalukas gibi oyun zekası olağan üstü Avrupada sayısız başarası olan guardların dan..
Slovenya,en güvendikleri isim olan Erezan Lorbek den ..
Rusya,NBA patentli oyuncuları Andre Kirilenko dan ..
Fransa,NBA de final MVP si olmuş şampiyon oyun kurucuları Tony Parker dan ..
Litvanya,Jasikevicius-Siskauskas-Macijauskas ve Lavrinovic kardeşler den ..
Yoksun geldiler Türkiye'ye.Bu oyuncuların her biri kendi milli takımlarının ''yarısı'' denebilicek güçte ki bu oyuncuların çoğu gelecek sene Avrupa Şampiyonasında oynamak istediklerini açıkladılar..
Tabi bu açıklamalar ne kadar doğrudur yada ne kadarı bu açıklamalarına sadık kalır da gelir Litvanya'ya bilinmez.
Ama bizi kimin geldiği kimin gittiği ilgilendirmemeli,yine bu turnuva olduğu gibi sahaya ''12 Cesur Yürek'' olarak çıkıp,varımızı yoğumuzu sahaya koyup Litvanyada rengi çok önemli değil bir madalya alıp,
2012 Londra olimpiyatları için gidiş biletini kapmalıyız..
Daha sonrada orada ABD yi yenip bu turnuvanın rövanşını almalı ve dünyanın en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyat özlemimizi gidermeliyiz ..
Efsane Yarı Final..Türkiye-Sırbistan
Final gecesi olsun,turnuva sonu ve yıldızları olsun.Ama turnuvanın bizim için en çekişmeli geçen maçına bir parantez açmak lazım.
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Yarı Finali
Sırbistan-Türkiye ..
83-82 gibi çok stresli bir skorla geçtik Sırp'ları,hatta son saniyede Kerem'in eline şansa gelen topla birlikte buldumuz basketten sonra 0.5 saniye kala Semih'in yaptığı blokla geçtik.
Yani kısacası kıl payı geçtik.
Aaa sonuç olarak yendik mi abi? eyvallah yendik.40 dakika içinde ne olmuş ne bitmiş önemli mi maç bittik den sonra,hayır skor belli kazanan belli...
Gelelim neden yarı finale kadar önümüze her çıkana 20-30 fark attık da Sırp'lara karşı son saniye topuna kaldık.
Nedeni belli.Önce Sinan Güler den başlayalım,o maça gelene kadar oynadığı 7 maçtada harikalar yarattı.Savunduğu oyuncuya hayatı zindan etti,çenberi göstermedi.Hücum da ondan beklenen bişey yoktu o beklentileri aştı çift haneli sayılara ulaştı.
Sırbistan maçında ne yaptı? Teodosic gibi turnuvanın en iyi hücum oyuncusuna potayı karartması beklenirken o 1 dakika içinde saçma salak 3 faul alıp oturmak zorunda kaldı,sahada ki arkadaşlarını yalnız bıraktı !
Bir tek Sinan değil Ersan'da öyle,turnuvanın en yüzdeli 3 sayı oranına sahip en skorel oyuncumuz o maç attı top çenbere mi değmedi kısa mı düşmedi yoksa patküt panyayı mı dövmedi? Hepsi oldu,bir tek attı toplar sayı olmadı!
Yine de ellerine sağlık Dünya ikincisi olduysak ikisinin emeği en başta gelir ama o maç zorlandıysa 2 nedeni de onlardır.
Sonra gelelim Ömer Aşık'ın yaptığı ayıba ! Evet serbest atış çizgiden pek başarılı değil hatta bu yüzden geçen sene ki Avrupa Şampiyonasında daha iyi yerlerede gelemedik,o daha iyi atsa kaybettiğimiz maçlarıda kazanıcaktık belki.
Ama olmadı atamadı,atamadı diye kimsenin onu suçlamaya hakkı yok çünkü o pota altında diye rakip oyuncular potaya gitmeye korkuyor,Ömer iyi blokçu bizide tokatlar diye.
Fakata Sırbistan maçında yaptığı hiç bir müdahale yokken,yada hiç bir değil de o kadar sert müdahale yokken diğelim,kendini yere atıp oyuna devam edemiycem demesi.Kurallar gereği öyle bir durumda faul yapılan oyuncunun yerine kim giriyorsa faul atışlarınıda o kullanır.
Ne etik nede fairplay e yakışan bir hareketti.
Biz millet olarak en baştada Tanjevic olarak Yunanistan'ın Rusya'ya maçı bilerek kaybederek ABD'den kaçmasını ayıplarken ona benzer bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.
Neyse bitti gitti Dünya İkincisi olduk,tarih yazdık,destan yazdık ama işimiz bitmedi,asıl şimdi başlıyor..
13 Eylül 2010 Pazartesi
Yeni Yıldız Adayları ..
Türkiye’de düzenlen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası da ‘’yıldızsız’’ turnuva olarak adlandırıldı.
Ama bir laf vardır ‘’Her turnuva kendi yıldızını yaratır’’ diye.
Türkiye’de ki Dünya Şampiyonası da genç yetenekleriyle bu sözü bir kez daha doğruladı.
Amerika Birleşik Devletleri ‘’B Team’’ diye adlandırılan bir kadroyla geldi.Önce kendi halkı sonra bizim milletimiz tepkili çıktı ,2008 Olimpiyat kadrosunda ki hiçbir NBA yıldızı kadroda yoktu çünkü.Ama başlarında ağabeylik yapacak C.Billups ve L.Odom gibi NBA şampiyonluk yüzüklerine sahip iki oyuncunun yanı sıra son sezonda 30.0 sayı ortalamasıyla NBA de sayı kralı olmuş Kevin Durant vardı.
Draf edildiği günden bugüne her ne kadar süper star adayı olarak gösterilse de Lebron James’in arkasında tutuldu.Ama bu turnuvada gördük ki 2-3 yıl içinde LeBron’dan da büyük bir oyuncu olacak.Hem karakteriyle,hem oyununda ki çok yönlüğüyle.Dünya Şampiyonasının MVP olarak da bu görüşü biraz daha güçledirdi.
Bizim Milli Takımımız içinde geçerli bu söz elbette.
Bu sene Boston tarafından draft edilen Semih Erden ,Bulls tarafından draft edilen Ömer Aşık’ta turnuva boyunca biraz daha parladılar oyunlarını biraz daha geliştirdiler ve yeni takımlarının patronlarını 2 kıta öteden yüzlerini güldürdüler.Bunun yanı sıra NBA de kalıcı olabileceklerinin de sinyallerini verdiler.
Benim kişisel görüşüm Sinan Güler ve Ömer Onan’da bu yıldızlar arasında NBA e belki biraz daha var ama Avrupa da sözü geçen takımlar bu 2 patlama gücüne sahip savunma oyuncusunun peşine düşeceklerdir.
Kerem Gönlüm ve Kerem Tunçeri,her ikisi de bir kez daha takımlarına ne kadar katkı sağladıklarını her takımın ihtiyacı olabilecek şekilde görev adamı olduklarını gösterdiler.
Kerem Tunçeri zaten birkaç sezon önce Real Madrid’le Uleb Kupasını kazanarak oyun zekasını göstermişti.Ama unutanlara bir kez daha hatırlatarak oyununu ne kadarda geliştirdiğini gösterdi.Kerem Gönlüm Efes Pilsen için zaten hep görev adamıydı geçtiğimiz doping suçlamasıyla oynamadı ama kendi ne kadar formda tuttuğunu göstererek daha iyi paralara oynaması gerektiği ispatladı.
Ve daha nice genç yıldız eminim ki NBA takımlarının menajerlerinin yanı sıra Avrupa’nın büyük takımlarının menajerlerinin listesine azmi,hırsı,zekası,yeteneği ve potansiyeliyle girmeyi başarmıştır…
12 Eylül 2010 Pazar
Buruk sevinç.Büyük başarı !
2010 FIBA Dünya Şampiyonası …
Olimpiyatlardan sonra en büyük spor organizasyonu olarak gösterilen bir turnuvayı geri de bıraktık.2005 Avrupa Şampiyonasından sonra açıklandı ilk olarak 2010’a yapacağımız ev sahipliği.Bu 5 yıl için de çoğunluğu olumsuz olmak üzere dolu eleştiri aldı federasyon.Hatta 2008 olimpiyatları sonunda elimizden alınacağı falan konuşuldu yetmiyormuş gibi yerimize 2 aday ülke açıklandı,Almanya ve Fransa.
Buna rağmen 2 yıl içinde her şeyi tamamladık ve en iyi şekilde gerçekleştirdik.Böylelikle hem bizi eleştirenleri utandırdık hem de yıllardır uğraştığımız olimpiyat adaylığı için koskoca bir adım atmış olduk.Federasyonu bu açıdan kutlamalı öncelikle.
Ne demeli nasıl başlamalı anlatmaya,yazmaya.
2001’de yine evimizde gerçekleştirdiğimiz Avrupa Şampiyonasında aldığımız Gümüş Madalyadan sonra ortaya çıktı bu ‘’12 Dev Adam’’ söylemi.Çokta yakıştır oturdu milli takımımızın üzerine,fakat o madalyayla gelen beklentileri pekte karşılayamadık bu 9 sene içinde.İlk atak Yugoslav efsanesi olan 1-3-1 savunmanın yaratıcısı olarak gösterilen Bogdan Tanjevic takımın başına getirdik.Beklentiler o kadar yüksekti ki ardından gelen 2006 Dünya 6.lığı bile yetmemişti milletimize.Üstelik Hidayet ve Mehmet’ten yoksun gittiğimiz bir turnuvaydı.Çok tepki gördü,çok eleştirildi Koç.
Oynattığı oyun olsun kadro seçimi olsun hiç beğenilmedi.Ama Turgay Demirel hep arkasında durdu hedef olarak 2010 u gösterdi.Ve haklıda çıktı.
Önce 2009’da Polonya’nın düzenlediği Avrupa Şampiyonasında 5/5 le başladık, şanssız son saniye basketiyle turnuvayı 6.bitirdik belki ama 2010 için de otoritelere göz kırptık aslında.Yine bu turnuvanın başında çok fazla şans tanınmıyordu bize.İyi takımlar arasında gösterilmemizin tek sebebi ev sahibi avantajımızdı beklide.Ama önümüzde gösterilen Arjantin,İspanya,Yunanistan,Sırbistan ve daha birkaç ekol ülke.Ama her birini tek tek yendik adım adım geçtik ve finale yazdırdık ismimizi.Rakipse her ne kadar kendi ülkelerinde ‘’B Team’’ olarak adlandırılsa da turnuvanın en büyük favorisi Amerika Birleşik Devlet’leriydi.
Önce ki gece Sırbistan’a karşı yarı finalde öyle bir oyun koydu ki sahaya 12 Dev Adam finalde ki rakipten yani ABD’den kimse korkmuyor hatta yenebilicemizi bile söylüyordu. Öyleydi de aslında. Fakat yarı final’de öyle bir efor sarf etti ki Milli’lerimiz hem fiziksel hem mental olarak çok yorgundular. Bütün maçı geride götürüp son saniyede bulduğumuz basketle finale adımızı yazdırdık. Bu yorgunluk bitek bizde değil Sırbistan’da da görüldü.Bronz madalya için karşılaştıkları Litvanya karşısında mutlak favori olarak gösteriliyorlardı ama yarı finalin yorgunluğu orada da gösterdi kendisini ve gruptan çıkmasına bile şüpheli bakılan Litvanya Bronz Madalyaya ulaştı.
Savunmaların konuştuğu, güçlü olanın kazandığı bir turnuva izledik yine. Sürprizleri olan ama favorilerinde yüzünün güldüğü basketbolla dolu bir 2 hafta bitti. Her turnuvada olduğu gibi 3.nün 2.den daha çok sevindiği bir kupa töreni izledik.
40 dakika sonunda ABD’ye boğun eğdik belki ama Dünya’ya baş kaldırdık! Türkiye’de artık her turnuva öncesi Arjantin, Sırbistan, İspanya gibi favoriler arasında gösterilecek dedik.
Daha ne kazandığımızın o kadar da farkında değiliz aslında herkesin yüzü düşük, morali bozuk o kadar inanmıştık ki o kadar istemiştik ki ‘’Altın Madalya’’yı o yüzden herkesin içi buruk. Ama yinede ayakta alkışlanması, herkesin gurur duyması gereken ve ‘’Ne mutlu Türk’üm’’ diyene dedirten bir başarıya imza attı bu 12 Koca Adam ‘’DÜNYA İKİNCİLİĞİNE !’’ .Şimdi mesele bu noktada kalıcı olmak!
Bizce Dünya’nın en büyük takımına, Dünyalar kadar büyük teşekkürler! Elinizi,yüreğinize sağlık 12 DEV ADAM !!!
4-Cenk Akyol
5-Sinan Güler
6-Barış Ermiş(Engin Atsür)
7-Ömer Onan
8-Ersan İlyasova
9-Semih Erden
10-Kerem Tunçeri
11-Oğuz Savaş
12-Kerem Gönlüm
13-Ender Arslan
14-Ömer Aşık
15-Hidayet Türkoğlu
Koç : Bogdan Tanjevic
75 milyon sizinle GURUR duyuyor !
9 Eylül 2010 Perşembe
Son Bilet Litvanya'ya !
3 milyonluk nufuslarına rağmen NCBAA'de 260-270 e yakın oyuncuları hem okuyor hem oynuyor.Buda Litvanya'nın nasıl bir basketbol ülkesi olduğunun bir diğer gösteri zaten.
Bir kere Yugoslav ekolünden gelmenin avantajını yaşıyorlar.Genlerin de var savunma yapmak!
Savunma yapmanın yanıda hücumda da bir o kadar etkili oynuyorlar.Dünya Şampiyonası Çeyrek Finalin'de Arjantine karşı bugün 7 tane oyuncuları çift haneli sayılara ulaştılar. Fakat buldukları 104 sayının sadece 14 'ünde asist istatistiği bulunuyor.Buda her oyuncunun ne kadar konsantre olduklarının ve yarı finali ne kadar istekdiklerinin göstergesi.
Arjantin !
Şampiyona'ya Dünya Basketbol'unun 1.numaralı takımı olarak süperstar'ları Manu Ginôbili'den yoksun geldiler.
Hazırlık döneminde bir diger yıldızları Nocioni'yi kaybettiler.Ama Luis Scola gibi NBA patentli uzunlarının yanında Pirgioni gibi de Dünyanın en iyi PointGuard'ları arasında gösterilen ve her an oyunun gidişatını değiştirebilicek skor opisyonuna sahip Milwauke Bucks forması giyen Carlos Delfino gibi tecrübeli üç oyuncunun başı çektiği bir kadroyla geldiler.
Arjantin bu maçın favorisiydi,hatta yarı final de ABD yi nasıl yenebilceklerinin hesaplarını bile yapmışlardı belkide.Ama Litvanya zoru başardı ve Latin Amerika Şampiyonu Arjantin'i yenmekle kalmayıp 19 sayı farkla geçtiler.
Son çeyreğe Litvanya 32 sayılık avantajla girdi.Kısacası Litvanya 3 çeyrek oynadığı oyunla yarı final'in son biletini kaptı.
Diğer bil dille ''Yugoslav kültürü,Latin Amerika idol'ünü ezdi geçti !''
Öbür tarafta ABD beklendiği gibi Rusya engelini 2.yarı da oynadığı oyunla rahat denebilicek bir şekilde geçtiler.
Ama yarı final de işleri hiç olmadığı kadar zor,baskıyı pasla olsun dribling le olsun rahatça geçebilen guardlara sahip bir savunma takımıyla oynucaklar,''Litvanya !''
Üstelik Euro Lig tecrübesine sahip uzunları olan bir savunma takımına.
Yani ''Rüya Takım''ın işi bundan sonra kolay degil,Final vizesini Litvanya alırsa en azından benim için süpriz olmaz..
Gelelim Dünya'nın en iyi 4 takımına,Şampiyonanın yarı finalistlerine ..
*Bir kere dört takımında grup'ları nı lider olarak tamamlayarak,daha gruplarda final'i ne kadar çok istediklerinin göstergesi.
A Grubu - Sırbistan
B Grubu - Amerika Birleşik Devletleri
C Grubu - TÜRKİYE
D Grubu - Litvanya
*Bu dört takım ın üç'ü (TÜRKİYE-ABD-Litvanya) 7/7 de yaparak namağluğ geldiler.
*Ve daha da önemlisi 4 takımda savunma takımı olarak göze çarpıyor.Savunmanın kazandığı bir turnuva izliyoruz.
Anlaşılan Basketbol severleri seyir zevki fazla,sertlik dozu bir hayli yüksek,savunma stratejilerinin konuştuğu kısacası güçlü olanın ayakta kalacağı yarı final maçları bekliyor.Dünya Şampiyonasına yakışır bir şekilde.
Dileğimiz 12 Dev Adam'ın önce Sırbistan engelini daha sonrada öbür taraftan kim gelirse gelsin 70 milyonun desteğiyle ''altın madalya''ya erişip bir tarih yazması.
12 Dev Adama Dünya Şampiyonluğu yolunda başarılar !!!
8 Eylül 2010 Çarşamba
Devler Madalya Yolunda !

Hido'nun da dediği gibi ''ıııııııııhhh !'' :) nerden,nasıl başlasam bilmiyorum..
Şaka bi yana yarı final gözüktü bize,rüya gibi gelsede gerçek! Şampiyona başlamadan otoriteler ev sahibiyiz ayıp olmasın diye favoriler arasında gösteriyor,orda bile son sıraya koyuyolardı bizi.
Şimdi baktığımız zaman o favorilerin bir çoğu yok bile son 4 için de.
aaa ev sahibi olmamızın katkıtısı yok mu? elbette var,hemde azımsanmıycak kadar çok !
Ve hepsinden öte basketbolu bilen bir seyircimiz var.Ne zaman Milli'lerimizin direnci düşse hemen orda devreye girip ivmeyi bize çeviriyolar.
Teşekkür etmeye kalksak,ooohoohhooo saymakla bitmez ama en başta heralde Federasyon Başkanı Turgay Demirel'etmeli.6 yıldan beri Koç Tanjevic'e bütün olumsuz eleştirilere rağmen güvenmekle başardı bunu.Tanjevic e karşı olanların en başında ben vardım belkide Fenerbahçe Ülker'de olsun milli takım da olsun,olmıycak kadro tercihleri olmıycak oyun yapılarıyla adeta cileden çıkartıyordu bizi.
Ama varmış bi bildiği,efsane yugoslav ekolünün en büyük isimlerinden biri olduğu bir kez daha gösterdi.Şuan takımın başındada hasta olmasına rağmen yarı yolda bırakmadı.Kemoterapisine gitmeyip takımının başında kaldı!O yüzden ilk başta özür daha sonrada teşekkür ediyoruz kendisine.
Şimdi gelelim 12 Dev adama !
Şuanda Dünyanın en iyi 4 takımın dan birisi Türk Milli Takımı.Bu öyle basit kolay bir şey değil elbette ama bunu başaran diger 3 takıma nazaran en kolay başaran biz gibiyiz.
Diğer yarı finalistlere bakarsak,Sırbıstan önce 2.turda Hırvatistanı 73-72 gibi zorlu bi maçtan sonra yenip çeyrek finalde İspan'yayı son saniye basketi ile geçtiler.
Öbür tarafta Arjantin,2.turda Brezil ya ile karşılaştı.Bir anlamda Latin Amerika derbisiydi.Arjantin 93-89 gibi zorlu bi skorla geçti.
Litvanya,rotasyonda çok sıkıntı yaşayan 2.turun en güçsüz ekiplerinden olan Çin'i 78-67 lik skorla geçtiler.
12 Dev Adam ise önce 2.turda Avrupa 5.si Fransa'yı 95-77,Avrupa 4.sü Slovenya yı ise 95-68 gibi farklı iki skorla geçtik.
Geçen sene ki Avrupa Şampiyonasında mağlup olduğumuz 4 takımdan(Yunanistan-Rusya-Fransa-Slovenya)rövanşı aldık.
Şimdi sıra 2001 de Türkiye'de yapılan Avrupa Şampiyonası Finalinde kaybettiğimiz Sırbıstan'dan rövanşı almaya geldi,hemde en canyakıcı yerde Dünya Şampiyonası Yarı Finalin de!
Madalya yolunda emin adımlarla yürüyoruz.
Madalyanın elementi ne olur belli olmaz basketbol bu.Ama neden ''altın'' olmasın ki?
12 Dev Adam ! Ne güzel adamlarsınız siz ya ! :))
1 Ağustos 2010 Pazar
Bunu okuyan kör olur abi ! :D
Bir tanesini son yazımı paylaştıktan sonra yani az önce aldım.
Sevdiğim,saydığım bir arkadaşıma göre sayfam çok göz yoruyormuş.Siyah üzerine beyaz yazı.Eee abi bizim hayatımız siyah-beyaz blog sayfamızda öyle olmuş çok mu?
Hem bir kilimi vardı hani Cem Yılmaz’ın dokuyan çocuğun kör olduğu,buda o misal bunu da okuyan kör olsun der yine bir başka sevdiğim saydığım arkadaşım :)
Ve bende bu eleştiriyi göz önüne alarak bu sefer bir değişiklik yaparak yazımı pembe yayımlıyorum :D
Niye pembe? En sevdiği renkmişte o yüzden :D
Kış-in (Y) ..Yaz-out (N)
24 saatinin 4/3’lük kısmını dışarıda geçiren bir kişi olarak şu günlerde bu yüzdelik dilimin 4/1’i bulduğunu belirte bilirim. Adeta Amerika saatine göre yaşamaya başladım..
Bir kere sabah ezanını duymadan uyuyamıyorum Abi! Hocanın güzel, yanık sesini illa duyacağım :D
O saatten sonrada pat diyince uyunmuyor yine bi 7-7 buçuğu buluyor uyumam.Öyle olunca haliyle öğlen saat 4-5 den öncede uyanmam mümkün olmuyor.
Duştu kahvaltıydı derken saat 8 olunca günü kaçırmış oluyorum..
Esasında hayat gece başlamıyor mu zaten ?
Velhasıl kışın okuldan, antrenmandan bunalıp ‘’yaz gelsin artııık !’’ diye haykırdığım o günlerin tam aksine bu sıcaklardan bunalıp ‘’kış gelsin artııık !’’ diye bağırır oldum :D
Ra ve Apollon lafım size, terlemekten sıkıldım hocam yeter ya !
25 Temmuz 2010 Pazar
*
Efendi gibi haddini bileni,
Görünce gözüm aşkı hak edeni,
Öpesim geliyor,
***
Zavallı değil haysiyet olanı,
İçinde yüce şahsiyet olanı,
Görünce gözüm aşkla yok olanı,
Coşasım geliyor..
16 Temmuz 2010 Cuma
36.000 €'luk Ahtapot

19.Dünya Kupası bitti biteli Hollanda-İspanya finali için yaptığı tahmin doğru çıkan ahtapot ''Paul'' tüm dünyayı sarsıyor..
Dünya kupası finali dahil Alman Milli Takımı için yaptığı 8 tahmindede şaşırmayan ''Falcı Ahtapot Paul'' için İspanya bugünlerde büyük ugraş vermekte...
İspanya'da halk kahramanı seçilen Paul için Madrid Hayvanat Bahcesi Paul'un yaşadığı Almanya'da ki "Sea Life" adlı akvaryuma 36.000 € teklif önermesine rağmen Sea Life yetkilileri bu teklifi red ettiklerini bildirerek diğer önemli turnuvaları merakla beklediklerini söylediler...
Bir ahtapot'a bu parayı verende,bir ahtapot için verilen bu parayı red edenlerde çıldırmış olmalı.Kızarınca hepsinin tadı aynı tabi tarator sossunun yapılışıda önemli ... :)
Blog hastası
İnsanın yazdıkca yazası geliyor vallahi billahi.Ee öyle her önüne gelen şeyi yazmak istemiyosun haliyle,basit olmasınn diye...Düşündüm,düşündüm ne yazıyım diye aslında bir çok şey var ama dedim birazda ayrıcalıklı şeyler olsun diye dahada ölçüp biçip seçiyim istedim konuları...
Kendi içimde bu kadar ateşli bir münakaşa yaşamışken madem konu bulma konusunda da hassan davranıyorum bende bunları yazmaya karar verdim..
12 Temmuz 2010 Pazartesi
FİFA World Cup South Africa
4 yılda bir tekrarlanan ama heyecanı hiç bitmeyen Dünya Kupasının 19. ev sahipliğini ilk kez bir Afrika ülkesi olan Güney Afrika üstlendi..Vuvuzelasıyla ve bol sürpriziyle 110 maçlık serüven dün akşam sona erdi..Bana göre tam anlamıyla fiyasko top oynayan ve ''Fiyasko Şampiyon'' adını verdiğim ama ağabeyim Örsan'a göre hiçte öyle olmayan İspanya ilk kez Dünya Şampiyonu olma onura ulaştı..Neden mi fiyasko? Dünyanın en büyük bütçesine sahip futbol takımısınız, kadronuzda Dünyanın en iyi klübü olarak gösterilen ve bunu kanıtlayan Barcelona Fc.nin nerdeyse bütün oyuncularını barındıran yani uyum sorununun en az yaşandığı daha doğrusu yaşanması gereken takımdan bahsediyoruz.Kendi tarihlerindeki ilk şampiyonluklarını kazandıkları gibi kupa tarihinde de ilk maçını kaybederek şampiyon olan ilk takım unvanı kazandılar..Sadece ilk maçlarını kaybetseler iyi, nerdeyse en büyük favori olarak gruptan çıkamıyorlardı. İsviçre gibi gruptan çıkma adayı olarak bile gösterilmeyen bir ülkeye kaybettikten sonra Honduras gibi turnuvanın en kötü takımını zar zor bireysel yeteneklerle devirip çeyrek finalde Kaptanları ve kalecileri Casillas'ın olağan üstü performansı ve kırılma noktasında kurtardığı penaltıyla birlikte hakeminde yardımıyla yarı finalde Almanya’ya rakip oldular… Aslında bu eşleşme bütün futbolseverlerin finale yakıştırdığı bir karşılaşmaydı..Almanya yarı finale gelene kadar mucizeler yaratmış açılış maçında Avustralya’yı 4-0,2.turda İngiltere gibi bir devi 4-1 ve çeyrek finalde İspanyadan sonra turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen dünyanın en iyi oyuncusu kabul edilen Messi'li Arjantin’i 4-0 geçerek yarı finalde İspanya’nın rakibi oldu…
Şansları da İspanya turnuvanın en iyi oyununu Almanlara karşı oynayıp hiç yoktan bir köşe vuruşundan gelen tek golle Almanya’yı saf dışı bıraktı.En büyük hayal kırıklığı buydu benim için aslında…
Bir yanda evimde oturmuş oynadıkları oyunu hiç beğenmediğim için aleyhlerinde vuvuzela öttürdüğüm İspanya diğer tarafta turnuvanın en şahane futbolunu oynayarak izleyenleri kendine hayran bırakan Almanya..Sonuç olarak iyi-kötü,güzel-çirkin İspanya bir şekilde finale geldi, diğer taraftan aslında sürpriz değil ama beklenmedik bir finalist, Hollanda kupanın bir ucundan tuttu…
Çeyrek final de dünya otoritesi olan Brezilya’yı ilk yarısını 1–0 geride tamamladıkları maçın 60. dakikasından sonra ne olduysa bir anda rüzgârı sırtlarına alarak 2–1 geçmeyi başararak yarı finale isimlerini yazdırdılar…
Yarı finalde ise bir diğer sürpriz Latin Amerikan takımı Uruguay’la eşleştiler..Uruguay oynadığı bütün maçlarda ettikleri mücadeleler ve sergiledikleri güzel oyunlarla alkış aldı ve Fransa’nın da bulunduğu A grubundan 1.çıkmayı başararak birazda trajik şekilde çeyrek finalde Gana’yı eleyerek Hollanda’ya rakip oldu..Her ne kadar maçın mutlak favorisi Portakallar gözükse de Uruguay böyle maçlarda favorinin olmayacağını bir ara 2-1 öne geçerek gösterdi,daha sonra maçın son dakikalarında arka arkaya yedikler 2 golle 3-2 kaybettiler ama yinede aldıkları alkışı fazlasıyla hak etmiş durum dalardı..Kısacası acısıyla tatlısıyla,sürpriziyle vuvuzelasıyla bir dünya kupasının sonuna geldik..
Biz Türkiye olarak böyle futbol kalitesi düşük olan bir turnuvayı kaçırdığımız için üzüle duralım diğer ülkeler de yarından tez yok 4 yıl sonraki 20.dünya kupası için hazırlıklara başlasın..He birde Mesut Özil'e parantez açmak gerek..2 yıl önce imparator Fatih Terim'in bundan topçu olmaz deyip Türkiye milli takımına almadığı Werder Bremen’li gurbetçi oyuncu cifte vatandaşlık hakkından dolayı Joachim Löw tarafından Alman milli takıma davet edilen Mesut Alman milli takım kaptanı aynı zamanda kendi mevkisindeki ilk 11in değişilmez ismi Michael Ballack'ın sakatlını iyi değerlendirerek 2010 dünya kupasına adeta imzasını attı..
Fiyatını 5-10-15 e katlayan Mesut’un peşinden Avrupa devleri Manu-İnter-Barça gibi kulüpler koşarken Fatih hocanın bu haberleri okurken neler düşündüğü neler hissetiği de bir başka merak konusu olsa gerek…
11 Temmuz 2010 Pazar
Heat Fire Balls
10 Temmuz 2010 Cumartesi
Miami Heat Mucizesi
Bu takım 90'lı yılların Doğu Konferansı PlayOff’larında her takımın eşleşmekten çekindiği Patrick Ewing, Bernard King, Hubert Davids, Mark Jackson'lı New York Knicks’ti!
Aldıkları bu risklerin sonuçunda Kral James için tam 1.000.000.000 $ (1 milyar $) bir bütçe açtılar kasalarında ve karşılıgında ömür boyu kontrat istegiyle çaldılar James'in kapısını.
Bu teklif açıklandıktan hemen sonra tüm dünya şüphesiz LeBron'un Knicks ile anlaşacağını konuşup durdu ama 2 gün önce hiç de beklenmedik bir açıklamayla(hem de ne açıklama) Kral tercihini 2003 draftının yıldızlarından Dwyane Wade'i kadrosunda tutmayı başaran hatta yine o draftın süper yıldızlarından All-Star Pivot Chris Bosh'u da kadrosuna katan Miami Heat'den yana kullandı.Eee tabi yanında 600 milyon $’lık cüzi bir miktarla beraber...
Bu seçim Miami insanını, taraftarını ne kadar coşkuya boğduysa Clevland insanına öfke ve nefretten LeBron'un 6yıl kendi şehirlerinin giydiği Cavaliers formalarını yaktırdı,New York halkını da hüsrana boğarak bir nevi beddualarını almış oldu.
Tabi ki olanlar bunlarla sınırlı degil. Bütün NBA kulislerinde ''nereye transfer olacak?'' sorusundan sonra şimdide ''acaba topu nasıl paylaşacaklar?'' sorusu dönmeye başladı.
Sonuçta bu 3 oyuncuda All-Star yaşamış ABD milli takımıyla olimpiyat ve Dünya Kupasında Altın madalyaya ulaşmış 6yıldır formalarını terlettikleri eski takımlarının tek liderleri olmuşlardı. Bir ipte iki cambaz oynamazken üç cambazı Miami Heat yönetimi nasıl bir arada tutacak.
Kısacası Miami Heat tam anlamıyla bir mucizeye imza atmış durumda. NBA'in hatta spor tarihinin en büyük bütçeli transferini ve bu 3 süperstarı aynı kadroya dâhil ederek Şampiyonluk adaylarının başını çekmeyi başararak.
Sonuçta düz mantıkla bakılırsa bu 3 oyuncuda gecen sezon en skorer 10 oyuncu arasında yer alan 3 oyuncu. Böyle bir şey bırakın ilk 10 içinden 2,ilk 30 skorer oyuncu arasında 3 tanesi aynı anda bir takımın formasını giymiyordu. Herhalde artık İddia Miami Heat maçlarına açtıgı 190 sayı civarı olan alt-üst rakamını 210-215 çekecek gibi gözüküyor . :D
