25 Temmuz 2010 Pazar

*

Bu canda görür aşkı yok edeni,
Efendi gibi haddini bileni,
Görünce gözüm aşkı hak edeni,
Öpesim geliyor,
***
Zavallı değil haysiyet olanı,

İçinde yüce şahsiyet olanı,
Görünce gözüm aşkla yok olanı,
Coşasım geliyor..

16 Temmuz 2010 Cuma

36.000 €'luk Ahtapot


19.Dünya Kupası bitti biteli Hollanda-İspanya finali için yaptığı tahmin doğru çıkan ahtapot ''Paul'' tüm dünyayı sarsıyor..
Dünya kupası finali dahil Alman Milli Takımı için yaptığı 8 tahmindede şaşırmayan ''Falcı Ahtapot Paul'' için İspanya bugünlerde büyük ugraş vermekte...
İspanya'da halk kahramanı seçilen Paul için Madrid Hayvanat Bahcesi Paul'un yaşadığı Almanya'da ki "Sea Life" adlı akvaryuma 36.000 € teklif önermesine rağmen Sea Life yetkilileri bu teklifi red ettiklerini bildirerek diğer önemli turnuvaları merakla beklediklerini söylediler...
Bir ahtapot'a bu parayı verende,bir ahtapot için verilen bu parayı red edenlerde çıldırmış olmalı.Kızarınca hepsinin tadı aynı tabi tarator sossunun yapılışıda önemli ... :)

Blog hastası

Bu blog ne acayip bir şey miş böyle :)
İnsanın yazdıkca yazası geliyor vallahi billahi.Ee öyle her önüne gelen şeyi yazmak istemiyosun haliyle,basit olmasınn diye...Düşündüm,düşündüm ne yazıyım diye aslında bir çok şey var ama dedim birazda ayrıcalıklı şeyler olsun diye dahada ölçüp biçip seçiyim istedim konuları...
Kendi içimde bu kadar ateşli bir münakaşa yaşamışken madem konu bulma konusunda da hassan davranıyorum bende bunları yazmaya karar verdim..

12 Temmuz 2010 Pazartesi

FİFA World Cup South Africa

32 takım,8favori,2finalist,1şampiyon..
4 yılda bir tekrarlanan ama heyecanı hiç bitmeyen Dünya Kupasının 19. ev sahipliğini ilk kez bir Afrika ülkesi olan Güney Afrika üstlendi..Vuvuzelasıyla ve bol sürpriziyle 110 maçlık serüven dün akşam sona erdi..Bana göre tam anlamıyla fiyasko top oynayan ve ''Fiyasko Şampiyon'' adını verdiğim ama ağabeyim Örsan'a göre hiçte öyle olmayan İspanya ilk kez Dünya Şampiyonu olma onura ulaştı..Neden mi fiyasko? Dünyanın en büyük bütçesine sahip futbol takımısınız, kadronuzda Dünyanın en iyi klübü olarak gösterilen ve bunu kanıtlayan Barcelona Fc.nin nerdeyse bütün oyuncularını barındıran yani uyum sorununun en az yaşandığı daha doğrusu yaşanması gereken takımdan bahsediyoruz.Kendi tarihlerindeki ilk şampiyonluklarını kazandıkları gibi kupa tarihinde de ilk maçını kaybederek şampiyon olan ilk takım unvanı kazandılar..Sadece ilk maçlarını kaybetseler iyi, nerdeyse en büyük favori olarak gruptan çıkamıyorlardı. İsviçre gibi gruptan çıkma adayı olarak bile gösterilmeyen bir ülkeye kaybettikten sonra Honduras gibi turnuvanın en kötü takımını zar zor bireysel yeteneklerle devirip çeyrek finalde Kaptanları ve kalecileri Casillas'ın olağan üstü performansı ve kırılma noktasında kurtardığı penaltıyla birlikte hakeminde yardımıyla yarı finalde Almanya’ya rakip oldular… Aslında bu eşleşme bütün futbolseverlerin finale yakıştırdığı bir karşılaşmaydı..Almanya yarı finale gelene kadar mucizeler yaratmış açılış maçında Avustralya’yı 4-0,2.turda İngiltere gibi bir devi 4-1 ve çeyrek finalde İspanyadan sonra turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen dünyanın en iyi oyuncusu kabul edilen Messi'li Arjantin’i 4-0 geçerek yarı finalde İspanya’nın rakibi oldu…
Şansları da İspanya turnuvanın en iyi oyununu Almanlara karşı oynayıp hiç yoktan bir köşe vuruşundan gelen tek golle Almanya’yı saf dışı bıraktı.En büyük hayal kırıklığı buydu benim için aslında…
Bir yanda evimde oturmuş oynadıkları oyunu hiç beğenmediğim için aleyhlerinde vuvuzela öttürdüğüm İspanya diğer tarafta turnuvanın en şahane futbolunu oynayarak izleyenleri kendine hayran bırakan Almanya..Sonuç olarak iyi-kötü,güzel-çirkin İspanya bir şekilde finale geldi, diğer taraftan aslında sürpriz değil ama beklenmedik bir finalist, Hollanda kupanın bir ucundan tuttu…
Çeyrek final de dünya otoritesi olan Brezilya’yı ilk yarısını 1–0 geride tamamladıkları maçın 60. dakikasından sonra ne olduysa bir anda rüzgârı sırtlarına alarak 2–1 geçmeyi başararak yarı finale isimlerini yazdırdılar…
Yarı finalde ise bir diğer sürpriz Latin Amerikan takımı Uruguay’la eşleştiler..Uruguay oynadığı bütün maçlarda ettikleri mücadeleler ve sergiledikleri güzel oyunlarla alkış aldı ve Fransa’nın da bulunduğu A grubundan 1.çıkmayı başararak birazda trajik şekilde çeyrek finalde Gana’yı eleyerek Hollanda’ya rakip oldu..Her ne kadar maçın mutlak favorisi Portakallar gözükse de Uruguay böyle maçlarda favorinin olmayacağını bir ara 2-1 öne geçerek gösterdi,daha sonra maçın son dakikalarında arka arkaya yedikler 2 golle 3-2 kaybettiler ama yinede aldıkları alkışı fazlasıyla hak etmiş durum dalardı..Kısacası acısıyla tatlısıyla,sürpriziyle vuvuzelasıyla bir dünya kupasının sonuna geldik..
Biz Türkiye olarak böyle futbol kalitesi düşük olan bir turnuvayı kaçırdığımız için üzüle duralım diğer ülkeler de yarından tez yok 4 yıl sonraki 20.dünya kupası için hazırlıklara başlasın..He birde Mesut Özil'e parantez açmak gerek..2 yıl önce imparator Fatih Terim'in bundan topçu olmaz deyip Türkiye milli takımına almadığı Werder Bremen’li gurbetçi oyuncu cifte vatandaşlık hakkından dolayı Joachim Löw tarafından Alman milli takıma davet edilen Mesut Alman milli takım kaptanı aynı zamanda kendi mevkisindeki ilk 11in değişilmez ismi Michael Ballack'ın sakatlını iyi değerlendirerek 2010 dünya kupasına adeta imzasını attı..
Fiyatını 5-10-15 e katlayan Mesut’un peşinden Avrupa devleri Manu-İnter-Barça gibi kulüpler koşarken Fatih hocanın bu haberleri okurken neler düşündüğü neler hissetiği de bir başka merak konusu olsa gerek…

11 Temmuz 2010 Pazar

Heat Fire Balls


~ YES.WE.DİD~
Big Trio ..


#1 Chris Bosh .. 2003 NBA Draft 4.pick (Georgia Tech)
#3 Dwyane wade .. 2003 NBA Draft 5.pick (Marquette)
#6 LeBron James .. 2003 NBA Draft 1.pick (St.Vincent-Mary High School)

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Miami Heat Mucizesi

Günlerdir, aylardır demek yetmez aslında tam 2 yıl önce başladı takımlar Kral James'i kadrolarına katmak için çalışmalara. Hele ki bu takımlar içinde öyle bir tanesi var ki sırf LeBron'a yeni kontrat imzalatmak için adeta 2 sezon boyunca ligin dibine demir atmayı, maaş boşluğu açmak için kadrolarında ki bütün kontratlı oyuncuları yollayıp 2008-2009 sezonun son 20 maçında 9-10 kişilik kadroyla sahaya çıkmayı bile göze aldı. Üstelik bu takım öyle orta düzey, Play-Off için yırtınan her hangi bir takımda değildi.
Bu takım 90'lı yılların Doğu Konferansı PlayOff’larında her takımın eşleşmekten çekindiği Patrick Ewing, Bernard King, Hubert Davids, Mark Jackson'lı New York Knicks’ti!
Aldıkları bu risklerin sonuçunda Kral James için tam 1.000.000.000 $ (1 milyar $) bir bütçe açtılar kasalarında ve karşılıgında ömür boyu kontrat istegiyle çaldılar James'in kapısını.
Bu teklif açıklandıktan hemen sonra tüm dünya şüphesiz LeBron'un Knicks ile anlaşacağını konuşup durdu ama 2 gün önce hiç de beklenmedik bir açıklamayla(hem de ne açıklama) Kral tercihini 2003 draftının yıldızlarından Dwyane Wade'i kadrosunda tutmayı başaran hatta yine o draftın süper yıldızlarından All-Star Pivot Chris Bosh'u da kadrosuna katan Miami Heat'den yana kullandı.Eee tabi yanında 600 milyon $’lık cüzi bir miktarla beraber...
Bu seçim Miami insanını, taraftarını ne kadar coşkuya boğduysa Clevland insanına öfke ve nefretten LeBron'un 6yıl kendi şehirlerinin giydiği Cavaliers formalarını yaktırdı,New York halkını da hüsrana boğarak bir nevi beddualarını almış oldu.
Tabi ki olanlar bunlarla sınırlı degil. Bütün NBA kulislerinde ''nereye transfer olacak?'' sorusundan sonra şimdide ''acaba topu nasıl paylaşacaklar?'' sorusu dönmeye başladı.
Sonuçta bu 3 oyuncuda All-Star yaşamış ABD milli takımıyla olimpiyat ve Dünya Kupasında Altın madalyaya ulaşmış 6yıldır formalarını terlettikleri eski takımlarının tek liderleri olmuşlardı. Bir ipte iki cambaz oynamazken üç cambazı Miami Heat yönetimi nasıl bir arada tutacak.
Kısacası Miami Heat tam anlamıyla bir mucizeye imza atmış durumda. NBA'in hatta spor tarihinin en büyük bütçeli transferini ve bu 3 süperstarı aynı kadroya dâhil ederek Şampiyonluk adaylarının başını çekmeyi başararak.
Sonuçta düz mantıkla bakılırsa bu 3 oyuncuda gecen sezon en skorer 10 oyuncu arasında yer alan 3 oyuncu. Böyle bir şey bırakın ilk 10 içinden 2,ilk 30 skorer oyuncu arasında 3 tanesi aynı anda bir takımın formasını giymiyordu. Herhalde artık İddia Miami Heat maçlarına açtıgı 190 sayı civarı olan alt-üst rakamını 210-215 çekecek gibi gözüküyor . :D