Son yılların en çok ses getiren transferi LeBron James ..
Transfer sezonun da hangi takıma gideceği,hangi şehri seçeceği merakla beklenen süper yıldız tercihini Miami Heat'den yana kullanarak hem büyük şaşkınlık hemde olumlu olumsuz bir sürü eleştri toplamıştı..
İlk önce New York tarafından yapılan 2 MİLYAR $ lık teklif yerine 600 Milyon $ ı seçerek 1 MİLYAR 400 Milyon $ lık maddi kayba uğrayan ''KRAL'' lakablı oyuncu bugünlerde de manevi zenginliği olan hayranlarını kaybediyor..
Üstelik Kevin Durant'ın Türkiye de düzenlenen Dünya Şampiyonasın da ABD yi şampiyonluğa taşımasından sonra yerini Durant'a kaptırmaya başladı bile..
Bağımsız Q-Score adlı bir araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre LeBron James Amerika halkının gözünde 'en sevilmeyen sporcular' listesinde 6.sıraya yükseldi..
Daha önce ki yıllar da basketbolseverler arasında yapılan James'i pozitif bir sima olarak görüp görmeme anketin de çıkan sonuç bir sporcu için rekor olan %24 seviyesindeyken yeni ankete göre %14 e kadar geriledi.LeBron'u sevmediğini belirten kişiler ise %22 den,yüzde %39 a fırladı..
Bu düşüşün en büyük sebebi olarak,bu yaz serbest kalan oyuncunun sadece hangi takıma gideceğini bir saatlik özel bir televizyon programında açıklaması gösteriliyor..
Bu tepkinin başında ise doğup büyüdüğü Eyalet olan Ohio Eyaleti başı çekiyor..
Hatta Kral James ünlü komedyen olan Jay Leno'nun da diline düştü.
Jay Leno NBC de yayınlanan şovun da Başkan Obanın nişan yüzüğünü takmamasını LeBron James in Şampiyonluk yüzüğü olmamasına bağlayarak Kral'a duyulan öfkeyi yansıtmış oldu..
3 gün önce ''Maddi Manevi'' başlığı altında yazdığım yazıda 12 Dev Adam'a verilen yönetmelik dışı parayla ilgili bi kaç şey söylemiştim.. Bugün de aynı şeyi 'ntvspor.net' kendi sitesinde ''Onlar üvey evlat mı?'' başlığı altın da benim yazıma benzer aynı konulu bir yazı paylaşmış.. Bahsettim yönetmelik gereği paraları bile daha almamış üstelik 'Avrupa Şampiyonu'muz Nevin Yanıt ve olimpiyat madalyalı diğer sporcularımız.. Ama 12 Dev Adam'a nerdeyse turnuva bitmeden taktim edildi çek.. Bu kadarıda ayıp arkadaşım,onlarda bu ülkenin adını en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yapmıyormu.. Aşağıda ilgili haberin linki bulunmakta,bir tıklayın ve daha detaylı bir şekilde okuyun siz karar verin.. Onlar üvey evlat mı? ** http://www.ntvspor.net/haber/basketbol/23406/onlar-uvey-evlat-mi
Dün akşam Hıncal Uluç'u izledim,Ntvspor da MEhmet Aslan'la beraber ''Kırmızı Çizgi''adlı programlarında. 12 Dev Adam'ın Dünya Şampiyonasında ki başarasını değerlendirdiler,her ne kadar futbol programı olsada.Hıncal Uluç öyle ince noktalara değindiki adamın Basketbol bilgisine hayran oldum açıkcası. İyi güzel,tebrik ediyoruz,destan yazdıklar falan filan derken bir anda söz Başbakan Erdoğan'ın takıma verdiği 28 milyon'luk çeke geldi. Çok iyi yerden bağladı,çaktırmadan çok iyi geçirdi :) ''2010 Avrupa Başkenti'' gibi büyük bir sıfat verilen İstanbul'da opera ve bale salonu yok ! Aslında var AKM fakat yeterli maddi destek bulunamadığından faaliyete geçemiyormuş.Devletten istenen 40 milyona,devlet o kadar ödeneğimiz yok cevabı vermiş. Peki Milli'lere verilen 28 milyon nerden çıktı? Zaten Gençlik ve Spor Müdürlüğünün belirtmiş olduğu işte hangi sporcu hangi turnuvuda hangi başarayı elde ederse ne kadar alacağı ödül miktarı şudur diye.Bu yasallaştırılmış böyle bir madde var,bunun dışında verilen her prim ödül veya herneyse bu bağış oluyor., Devlet zaten aldıkları başarıdan dolayı 500 cumhuriyet altını vericek her sporcuya,o takımda oynayan 12 oyuncunun 12 side zaten milyoner abi..Hepsi ya 4 büyüklerde yada NBA de oynuyor.Bu paraya ihtiyacları var mı yok! Verilmesseydi de demiyorum,helal olsun ilk e imza attılar ama o kadarına da gerek yoktu.. Ona bakılırsa Milli Takımımız final oynamadan bir kaç gün önce Selçuk Çebi güreşte tarihi bir başarıya imza attı Dünya Şampiyonu oldu.Eee o çoçuğa para verdimi Başbakan yada arayıp kutladımı acaba? Veya her olimpiyatta şurda burda Türkiye'ye madalyayla dönen atletlerimiz Elvan ve Alemitu Bekele ye Devletin yasal olarak verdiği primin dışında para verildimi. Hepsini geçelim,şuanda Türkiye'nin en büyük sportif başarası denebilicek bir zafere imza atan Nevin Yanıt,Avrupa Şampiyonu oldu 100 metre engellide hemde rekor kırarak ve şuanda Avrupa Atletizm Federasyonu tarafından ''Yılın Atleti'' ödülüne aday gösterildi, bu kıza kimse yardım ettimi destek çıktımı? Sonra neden Türkiye atletizmde şurda burda başarılı değil ... Ayrıca şunu da sölemeden gecemiycem,Facebook ta falan Hido'nun ''maddi manevi'' açıklaması insanları eglendiriyor güldürüyor falan ama Hido'ya ben yakıştıramadım.. Canlı yayında öyle bir zaferin sonunda maddiyat düşünülmesi gereken en son şey belkide,hemde Hidayet gibi NBA de Lüks vergisi verilicek kadar büyük paralara transfer olan bir oyuncu için. Sen orda bir nevi 75 milyonun Kaptanlını yapıyorsun abi ;)
Dedim ya,evet Dünya ikincisi olduk tarih yazdık ama işimiz asıl daha yeni başlıyor diye. İşte şimdi gelelim neden şimdi başladına,fasulyenin faydalarına :) Dünya ikincisi olduk,Dünya Şampiyonasını en iyi yerde bitiren Avrupa takımı olduk.Bu yüzdende gelecek sene Litvanya'da düzenlenicek olan 37.Avrupa Şampiyonası en büyük favori olarak gidiyoruz.. Bizden sonrada elbette hem ev sahibi hemde DÜnya 3. olan Litvanya .. Şimdi bakıldı zaman ilginç bir istatistik var ortada.Finale gelene kadar yendiğimiz her takım klasman maçlarında ABD'nin yendiği takımlara yenilmiş. Yani biz Birleşmiş Devlet'lere nazaran daha yumuşak takımlarla mücadele etmişiz .. Avrupanın büyüklerine bakılınca, Almanya,NBA de MVP ödülü almış oyuncuları Dirk Nowitzki'den .. İspanya,NBA de son iki yılda şampiyonluk yaşamış 2.17'lik dev pivotları Pau Gasol'dan.. Yunanistan,Papalukas gibi oyun zekası olağan üstü Avrupada sayısız başarası olan guardların dan.. Slovenya,en güvendikleri isim olan Erezan Lorbek den .. Rusya,NBA patentli oyuncuları Andre Kirilenko dan .. Fransa,NBA de final MVP si olmuş şampiyon oyun kurucuları Tony Parker dan .. Litvanya,Jasikevicius-Siskauskas-Macijauskas ve Lavrinovic kardeşler den .. Yoksun geldiler Türkiye'ye.Bu oyuncuların her biri kendi milli takımlarının ''yarısı'' denebilicek güçte ki bu oyuncuların çoğu gelecek sene Avrupa Şampiyonasında oynamak istediklerini açıkladılar.. Tabi bu açıklamalar ne kadar doğrudur yada ne kadarı bu açıklamalarına sadık kalır da gelir Litvanya'ya bilinmez. Ama bizi kimin geldiği kimin gittiği ilgilendirmemeli,yine bu turnuva olduğu gibi sahaya ''12 Cesur Yürek'' olarak çıkıp,varımızı yoğumuzu sahaya koyup Litvanyada rengi çok önemli değil bir madalya alıp, 2012 Londra olimpiyatları için gidiş biletini kapmalıyız.. Daha sonrada orada ABD yi yenip bu turnuvanın rövanşını almalı ve dünyanın en büyük spor organizasyonu olan Olimpiyat özlemimizi gidermeliyiz ..
Her şeyi yazdık.. Final gecesi olsun,turnuva sonu ve yıldızları olsun.Ama turnuvanın bizim için en çekişmeli geçen maçına bir parantez açmak lazım. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Yarı Finali Sırbistan-Türkiye .. 83-82 gibi çok stresli bir skorla geçtik Sırp'ları,hatta son saniyede Kerem'in eline şansa gelen topla birlikte buldumuz basketten sonra 0.5 saniye kala Semih'in yaptığı blokla geçtik. Yani kısacası kıl payı geçtik. Aaa sonuç olarak yendik mi abi? eyvallah yendik.40 dakika içinde ne olmuş ne bitmiş önemli mi maç bittik den sonra,hayır skor belli kazanan belli... Gelelim neden yarı finale kadar önümüze her çıkana 20-30 fark attık da Sırp'lara karşı son saniye topuna kaldık. Nedeni belli.Önce Sinan Güler den başlayalım,o maça gelene kadar oynadığı 7 maçtada harikalar yarattı.Savunduğu oyuncuya hayatı zindan etti,çenberi göstermedi.Hücum da ondan beklenen bişey yoktu o beklentileri aştı çift haneli sayılara ulaştı. Sırbistan maçında ne yaptı? Teodosic gibi turnuvanın en iyi hücum oyuncusuna potayı karartması beklenirken o 1 dakika içinde saçma salak 3 faul alıp oturmak zorunda kaldı,sahada ki arkadaşlarını yalnız bıraktı ! Bir tek Sinan değil Ersan'da öyle,turnuvanın en yüzdeli 3 sayı oranına sahip en skorel oyuncumuz o maç attı top çenbere mi değmedi kısa mı düşmedi yoksa patküt panyayı mı dövmedi? Hepsi oldu,bir tek attı toplar sayı olmadı! Yine de ellerine sağlık Dünya ikincisi olduysak ikisinin emeği en başta gelir ama o maç zorlandıysa 2 nedeni de onlardır. Sonra gelelim Ömer Aşık'ın yaptığı ayıba ! Evet serbest atış çizgiden pek başarılı değil hatta bu yüzden geçen sene ki Avrupa Şampiyonasında daha iyi yerlerede gelemedik,o daha iyi atsa kaybettiğimiz maçlarıda kazanıcaktık belki. Ama olmadı atamadı,atamadı diye kimsenin onu suçlamaya hakkı yok çünkü o pota altında diye rakip oyuncular potaya gitmeye korkuyor,Ömer iyi blokçu bizide tokatlar diye. Fakata Sırbistan maçında yaptığı hiç bir müdahale yokken,yada hiç bir değil de o kadar sert müdahale yokken diğelim,kendini yere atıp oyuna devam edemiycem demesi.Kurallar gereği öyle bir durumda faul yapılan oyuncunun yerine kim giriyorsa faul atışlarınıda o kullanır. Ne etik nede fairplay e yakışan bir hareketti. Biz millet olarak en baştada Tanjevic olarak Yunanistan'ın Rusya'ya maçı bilerek kaybederek ABD'den kaçmasını ayıplarken ona benzer bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Neyse bitti gitti Dünya İkincisi olduk,tarih yazdık,destan yazdık ama işimiz bitmedi,asıl şimdi başlıyor..
Her turnuva başlamadan önce hep gelen ve gelmeye yıldızlarıyla tartışılır. Türkiye’de düzenlen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası da ‘’yıldızsız’’ turnuva olarak adlandırıldı. Ama bir laf vardır ‘’Her turnuva kendi yıldızını yaratır’’ diye. Türkiye’de ki Dünya Şampiyonası da genç yetenekleriyle bu sözü bir kez daha doğruladı.
Amerika Birleşik Devletleri ‘’B Team’’ diye adlandırılan bir kadroyla geldi.Önce kendi halkı sonra bizim milletimiz tepkili çıktı ,2008 Olimpiyat kadrosunda ki hiçbir NBA yıldızı kadroda yoktu çünkü.Ama başlarında ağabeylik yapacak C.Billups ve L.Odom gibi NBA şampiyonluk yüzüklerine sahip iki oyuncunun yanı sıra son sezonda 30.0 sayı ortalamasıyla NBA de sayı kralı olmuş Kevin Durant vardı.
Draf edildiği günden bugüne her ne kadar süper star adayı olarak gösterilse de Lebron James’in arkasında tutuldu.Ama bu turnuvada gördük ki 2-3 yıl içinde LeBron’dan da büyük bir oyuncu olacak.Hem karakteriyle,hem oyununda ki çok yönlüğüyle.Dünya Şampiyonasının MVP olarak da bu görüşü biraz daha güçledirdi.
Bizim Milli Takımımız içinde geçerli bu söz elbette. Bu sene Boston tarafından draft edilen Semih Erden ,Bulls tarafından draft edilen Ömer Aşık’ta turnuva boyunca biraz daha parladılar oyunlarını biraz daha geliştirdiler ve yeni takımlarının patronlarını 2 kıta öteden yüzlerini güldürdüler.Bunun yanı sıra NBA de kalıcı olabileceklerinin de sinyallerini verdiler. Benim kişisel görüşüm Sinan Güler ve Ömer Onan’da bu yıldızlar arasında NBA e belki biraz daha var ama Avrupa da sözü geçen takımlar bu 2 patlama gücüne sahip savunma oyuncusunun peşine düşeceklerdir. Kerem Gönlüm ve Kerem Tunçeri,her ikisi de bir kez daha takımlarına ne kadar katkı sağladıklarını her takımın ihtiyacı olabilecek şekilde görev adamı olduklarını gösterdiler. Kerem Tunçeri zaten birkaç sezon önce Real Madrid’le Uleb Kupasını kazanarak oyun zekasını göstermişti.Ama unutanlara bir kez daha hatırlatarak oyununu ne kadarda geliştirdiğini gösterdi.Kerem Gönlüm Efes Pilsen için zaten hep görev adamıydı geçtiğimiz doping suçlamasıyla oynamadı ama kendi ne kadar formda tuttuğunu göstererek daha iyi paralara oynaması gerektiği ispatladı.
Ve daha nice genç yıldız eminim ki NBA takımlarının menajerlerinin yanı sıra Avrupa’nın büyük takımlarının menajerlerinin listesine azmi,hırsı,zekası,yeteneği ve potansiyeliyle girmeyi başarmıştır…
Olimpiyatlardan sonra en büyük spor organizasyonu olarak gösterilen bir turnuvayı geri de bıraktık.2005 Avrupa Şampiyonasından sonra açıklandı ilk olarak 2010’a yapacağımız ev sahipliği.Bu 5 yıl için de çoğunluğu olumsuz olmak üzere dolu eleştiri aldı federasyon.Hatta 2008 olimpiyatları sonunda elimizden alınacağı falan konuşuldu yetmiyormuş gibi yerimize 2 aday ülke açıklandı,Almanya ve Fransa.
Buna rağmen 2 yıl içinde her şeyi tamamladık ve en iyi şekilde gerçekleştirdik.Böylelikle hem bizi eleştirenleri utandırdık hem de yıllardır uğraştığımız olimpiyat adaylığı için koskoca bir adım atmış olduk.Federasyonu bu açıdan kutlamalı öncelikle.
Ne demeli nasıl başlamalı anlatmaya,yazmaya.
2001’de yine evimizde gerçekleştirdiğimiz Avrupa Şampiyonasında aldığımız Gümüş Madalyadan sonra ortaya çıktı bu ‘’12 Dev Adam’’ söylemi.Çokta yakıştır oturdu milli takımımızın üzerine,fakat o madalyayla gelen beklentileri pekte karşılayamadık bu 9 sene içinde.İlk atak Yugoslav efsanesi olan 1-3-1 savunmanın yaratıcısı olarak gösterilen Bogdan Tanjevic takımın başına getirdik.Beklentiler o kadar yüksekti ki ardından gelen 2006 Dünya 6.lığı bile yetmemişti milletimize.Üstelik Hidayet ve Mehmet’ten yoksun gittiğimiz bir turnuvaydı.Çok tepki gördü,çok eleştirildi Koç.
Oynattığı oyun olsun kadro seçimi olsun hiç beğenilmedi.Ama Turgay Demirel hep arkasında durdu hedef olarak 2010 u gösterdi.Ve haklıda çıktı.
Önce 2009’da Polonya’nın düzenlediği Avrupa Şampiyonasında 5/5 le başladık, şanssız son saniye basketiyle turnuvayı 6.bitirdik belki ama 2010 için de otoritelere göz kırptık aslında.Yine bu turnuvanın başında çok fazla şans tanınmıyordu bize.İyi takımlar arasında gösterilmemizin tek sebebi ev sahibi avantajımızdı beklide.Ama önümüzde gösterilen Arjantin,İspanya,Yunanistan,Sırbistan ve daha birkaç ekol ülke.Ama her birini tek tek yendik adım adım geçtik ve finale yazdırdık ismimizi.Rakipse her ne kadar kendi ülkelerinde ‘’B Team’’ olarak adlandırılsa da turnuvanın en büyük favorisi Amerika Birleşik Devlet’leriydi.
Önce ki gece Sırbistan’a karşı yarı finalde öyle bir oyun koydu ki sahaya 12 Dev Adam finalde ki rakipten yani ABD’den kimse korkmuyor hatta yenebilicemizi bile söylüyordu. Öyleydi de aslında. Fakat yarı final’de öyle bir efor sarf etti ki Milli’lerimiz hem fiziksel hem mental olarak çok yorgundular. Bütün maçı geride götürüp son saniyede bulduğumuz basketle finale adımızı yazdırdık. Bu yorgunluk bitek bizde değil Sırbistan’da da görüldü.Bronz madalya için karşılaştıkları Litvanya karşısında mutlak favori olarak gösteriliyorlardı ama yarı finalin yorgunluğu orada da gösterdi kendisini ve gruptan çıkmasına bile şüpheli bakılan Litvanya Bronz Madalyaya ulaştı.
Savunmaların konuştuğu, güçlü olanın kazandığı bir turnuva izledik yine. Sürprizleri olan ama favorilerinde yüzünün güldüğü basketbolla dolu bir 2 hafta bitti. Her turnuvada olduğu gibi 3.nün 2.den daha çok sevindiği bir kupa töreni izledik.
40 dakika sonunda ABD’ye boğun eğdik belki ama Dünya’ya baş kaldırdık! Türkiye’de artık her turnuva öncesi Arjantin, Sırbistan, İspanya gibi favoriler arasında gösterilecek dedik.
Daha ne kazandığımızın o kadar da farkında değiliz aslında herkesin yüzü düşük, morali bozuk o kadar inanmıştık ki o kadar istemiştik ki ‘’Altın Madalya’’yı o yüzden herkesin içi buruk. Ama yinede ayakta alkışlanması, herkesin gurur duyması gereken ve ‘’Ne mutlu Türk’üm’’ diyene dedirten bir başarıya imza attı bu 12 Koca Adam ‘’DÜNYA İKİNCİLİĞİNE !’’ .Şimdi mesele bu noktada kalıcı olmak!
Bizce Dünya’nın en büyük takımına, Dünyalar kadar büyük teşekkürler! Elinizi,yüreğinize sağlık 12 DEV ADAM !!!
Litvanya bir kez daha turnuva takımı olduğunu gösterdi. 3 milyonluk nufuslarına rağmen NCBAA'de 260-270 e yakın oyuncuları hem okuyor hem oynuyor.Buda Litvanya'nın nasıl bir basketbol ülkesi olduğunun bir diğer gösteri zaten. Bir kere Yugoslav ekolünden gelmenin avantajını yaşıyorlar.Genlerin de var savunma yapmak! Savunma yapmanın yanıda hücumda da bir o kadar etkili oynuyorlar.Dünya Şampiyonası Çeyrek Finalin'de Arjantine karşı bugün 7 tane oyuncuları çift haneli sayılara ulaştılar. Fakat buldukları 104 sayının sadece 14 'ünde asist istatistiği bulunuyor.Buda her oyuncunun ne kadar konsantre olduklarının ve yarı finali ne kadar istekdiklerinin göstergesi. Arjantin ! Şampiyona'ya Dünya Basketbol'unun 1.numaralı takımı olarak süperstar'ları Manu Ginôbili'den yoksun geldiler. Hazırlık döneminde bir diger yıldızları Nocioni'yi kaybettiler.Ama Luis Scola gibi NBA patentli uzunlarının yanında Pirgioni gibi de Dünyanın en iyi PointGuard'ları arasında gösterilen ve her an oyunun gidişatını değiştirebilicek skor opisyonuna sahip Milwauke Bucks forması giyen Carlos Delfino gibi tecrübeli üç oyuncunun başı çektiği bir kadroyla geldiler. Arjantin bu maçın favorisiydi,hatta yarı final de ABD yi nasıl yenebilceklerinin hesaplarını bile yapmışlardı belkide.Ama Litvanya zoru başardı ve Latin Amerika Şampiyonu Arjantin'i yenmekle kalmayıp 19 sayı farkla geçtiler. Son çeyreğe Litvanya 32 sayılık avantajla girdi.Kısacası Litvanya 3 çeyrek oynadığı oyunla yarı final'in son biletini kaptı. Diğer bil dille ''Yugoslav kültürü,Latin Amerika idol'ünü ezdi geçti !''
Öbür tarafta ABD beklendiği gibi Rusya engelini 2.yarı da oynadığı oyunla rahat denebilicek bir şekilde geçtiler. Ama yarı final de işleri hiç olmadığı kadar zor,baskıyı pasla olsun dribling le olsun rahatça geçebilen guardlara sahip bir savunma takımıyla oynucaklar,''Litvanya !'' Üstelik Euro Lig tecrübesine sahip uzunları olan bir savunma takımına. Yani ''Rüya Takım''ın işi bundan sonra kolay degil,Final vizesini Litvanya alırsa en azından benim için süpriz olmaz..
Gelelim Dünya'nın en iyi 4 takımına,Şampiyonanın yarı finalistlerine ..
*Bir kere dört takımında grup'ları nı lider olarak tamamlayarak,daha gruplarda final'i ne kadar çok istediklerinin göstergesi.
A Grubu - Sırbistan B Grubu - Amerika Birleşik Devletleri C Grubu - TÜRKİYE D Grubu - Litvanya
*Bu dört takım ın üç'ü (TÜRKİYE-ABD-Litvanya) 7/7 de yaparak namağluğ geldiler.
*Ve daha da önemlisi 4 takımda savunma takımı olarak göze çarpıyor.Savunmanın kazandığı bir turnuva izliyoruz.
Anlaşılan Basketbol severleri seyir zevki fazla,sertlik dozu bir hayli yüksek,savunma stratejilerinin konuştuğu kısacası güçlü olanın ayakta kalacağı yarı final maçları bekliyor.Dünya Şampiyonasına yakışır bir şekilde. Dileğimiz 12 Dev Adam'ın önce Sırbistan engelini daha sonrada öbür taraftan kim gelirse gelsin 70 milyonun desteğiyle ''altın madalya''ya erişip bir tarih yazması. 12 Dev Adama Dünya Şampiyonluğu yolunda başarılar !!!
Hido'nun da dediği gibi ''ıııııııııhhh !'' :)nerden,nasıl başlasam bilmiyorum.. Şaka bi yana yarı final gözüktü bize,rüya gibi gelsede gerçek! Şampiyona başlamadan otoriteler ev sahibiyiz ayıp olmasın diye favoriler arasında gösteriyor,orda bile son sıraya koyuyolardı bizi. Şimdi baktığımız zaman o favorilerin bir çoğu yok bile son 4 için de. aaa ev sahibi olmamızın katkıtısı yok mu? elbette var,hemde azımsanmıycak kadar çok ! Ve hepsinden öte basketbolu bilen bir seyircimiz var.Ne zaman Milli'lerimizin direnci düşse hemen orda devreye girip ivmeyi bize çeviriyolar. Teşekkür etmeye kalksak,ooohoohhooo saymakla bitmez ama en başta heralde Federasyon Başkanı Turgay Demirel'etmeli.6 yıldan beri Koç Tanjevic'e bütün olumsuz eleştirilere rağmen güvenmekle başardı bunu.Tanjevic e karşı olanların en başında ben vardım belkide Fenerbahçe Ülker'de olsun milli takım da olsun,olmıycak kadro tercihleri olmıycak oyun yapılarıyla adeta cileden çıkartıyordu bizi. Ama varmış bi bildiği,efsane yugoslav ekolünün en büyük isimlerinden biri olduğu bir kez daha gösterdi.Şuan takımın başındada hasta olmasına rağmen yarı yolda bırakmadı.Kemoterapisine gitmeyip takımının başında kaldı!O yüzden ilk başta özür daha sonrada teşekkür ediyoruz kendisine. Şimdi gelelim 12 Dev adama ! Şuanda Dünyanın en iyi 4 takımın dan birisi Türk Milli Takımı.Bu öyle basit kolay bir şey değil elbette ama bunu başaran diger 3 takıma nazaran en kolay başaran biz gibiyiz. Diğer yarı finalistlere bakarsak,Sırbıstan önce 2.turda Hırvatistanı 73-72 gibi zorlu bi maçtan sonra yenip çeyrek finalde İspan'yayı son saniye basketi ile geçtiler. Öbür tarafta Arjantin,2.turda Brezil ya ile karşılaştı.Bir anlamda Latin Amerika derbisiydi.Arjantin 93-89 gibi zorlu bi skorla geçti. Litvanya,rotasyonda çok sıkıntı yaşayan 2.turun en güçsüz ekiplerinden olan Çin'i 78-67 lik skorla geçtiler. 12 Dev Adam ise önce 2.turda Avrupa 5.si Fransa'yı 95-77,Avrupa 4.sü Slovenya yı ise 95-68 gibi farklı iki skorla geçtik. Geçen sene ki Avrupa Şampiyonasında mağlup olduğumuz 4 takımdan(Yunanistan-Rusya-Fransa-Slovenya)rövanşı aldık. Şimdi sıra 2001 de Türkiye'de yapılan Avrupa Şampiyonası Finalinde kaybettiğimiz Sırbıstan'dan rövanşı almaya geldi,hemde en canyakıcı yerde Dünya Şampiyonası Yarı Finalin de! Madalya yolunda emin adımlarla yürüyoruz. Madalyanın elementi ne olur belli olmaz basketbol bu.Ama neden ''altın'' olmasın ki? 12 Dev Adam ! Ne güzel adamlarsınız siz ya ! :))