14 Eylül 2010 Salı

Efsane Yarı Final..Türkiye-Sırbistan

Her şeyi yazdık..
Final gecesi olsun,turnuva sonu ve yıldızları olsun.Ama turnuvanın bizim için en çekişmeli geçen maçına bir parantez açmak lazım.
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Yarı Finali
Sırbistan-Türkiye ..
83-82 gibi çok stresli bir skorla geçtik Sırp'ları,hatta son saniyede Kerem'in eline şansa gelen topla birlikte buldumuz basketten sonra 0.5 saniye kala Semih'in yaptığı blokla geçtik.
Yani kısacası kıl payı geçtik.
Aaa sonuç olarak yendik mi abi? eyvallah yendik.40 dakika içinde ne olmuş ne bitmiş önemli mi maç bittik den sonra,hayır skor belli kazanan belli...
Gelelim neden yarı finale kadar önümüze her çıkana 20-30 fark attık da Sırp'lara karşı son saniye topuna kaldık.
Nedeni belli.Önce Sinan Güler den başlayalım,o maça gelene kadar oynadığı 7 maçtada harikalar yarattı.Savunduğu oyuncuya hayatı zindan etti,çenberi göstermedi.Hücum da ondan beklenen bişey yoktu o beklentileri aştı çift haneli sayılara ulaştı.
Sırbistan maçında ne yaptı? Teodosic gibi turnuvanın en iyi hücum oyuncusuna potayı karartması beklenirken o 1 dakika içinde saçma salak 3 faul alıp oturmak zorunda kaldı,sahada ki arkadaşlarını yalnız bıraktı !
Bir tek Sinan değil Ersan'da öyle,turnuvanın en yüzdeli 3 sayı oranına sahip en skorel oyuncumuz o maç attı top çenbere mi değmedi kısa mı düşmedi yoksa patküt panyayı mı dövmedi? Hepsi oldu,bir tek attı toplar sayı olmadı!
Yine de ellerine sağlık Dünya ikincisi olduysak ikisinin emeği en başta gelir ama o maç zorlandıysa 2 nedeni de onlardır.
Sonra gelelim Ömer Aşık'ın yaptığı ayıba ! Evet serbest atış çizgiden pek başarılı değil hatta bu yüzden geçen sene ki Avrupa Şampiyonasında daha iyi yerlerede gelemedik,o daha iyi atsa kaybettiğimiz maçlarıda kazanıcaktık belki.
Ama olmadı atamadı,atamadı diye kimsenin onu suçlamaya hakkı yok çünkü o pota altında diye rakip oyuncular potaya gitmeye korkuyor,Ömer iyi blokçu bizide tokatlar diye.
Fakata Sırbistan maçında yaptığı hiç bir müdahale yokken,yada hiç bir değil de o kadar sert müdahale yokken diğelim,kendini yere atıp oyuna devam edemiycem demesi.Kurallar gereği öyle bir durumda faul yapılan oyuncunun yerine kim giriyorsa faul atışlarınıda o kullanır.
Ne etik nede fairplay e yakışan bir hareketti.
Biz millet olarak en baştada Tanjevic olarak Yunanistan'ın Rusya'ya maçı bilerek kaybederek ABD'den kaçmasını ayıplarken ona benzer bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.
Neyse bitti gitti Dünya İkincisi olduk,tarih yazdık,destan yazdık ama işimiz bitmedi,asıl şimdi başlıyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder