- ‘’Arka cebimde 2 metrelik keserim duruyor. Her an hazır ve nazır, her an ama yani. Ölürsem hayatımda istediğim bir tek şey var, bir tek şey var; asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler, asla yani! Ben Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkeyi çok sevdim! ‘’
(Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor olmasaydı sonumuz böyle.. )
http://www.youtube.com/watch?v=azLPmvh91zU&feature=BFa&list=AV4oVf-d_DwKAPXqX8SEeEkhcDh-GrBOe2&lf=list_related
13 Aralık 2011 Salı
16 Kasım 2011 Çarşamba
Türk'leri Tanıma Klavuzu ..
Yurt dışında Türkleri tanımanın birkaç yolu..
Evet,kendimizi o denli belli ediyoruz ki diğer millet insanlarına göre,bir klavuz oluşturucak kadar çok yolu var kimin Türk olup olmadığını anlamak için.İşte birkaç tanesi…
a)Sigara:
Bence en belirgin şekli sigara içiş tarzımız.Hele ki erkeklerin,genelde okulda hoca,evde baba yakalayacak korkusunun verdiği bir tutuş şekilleri vardır ya hani,baş parmak ve işaret parmağıyla tutulan sigarayı geri kalan üç parmağın arkasına saklıycak şekilde,heh işte o tutuş artık bazılarında alışkanlık olmuş sanrım ki taa İngiltere’lerde bile o şekilde tutuyorlar.İç güdüsel heralde.
Her neyse o şekilde tutulan sigara –ıfffsss- diye bir ses efekti ile içe çekilirken gözler hafif kısık ve tek bir noktaya odaklanmış bir hal alıyor,sonrasında –pfıııus- ses efekti ile duman üflenirken de etrafı kesme hali var,üflenen dumanın yarattığı esrarengiz bir havayla yabancı kızlara ayar verme cabaları.
b)Kalça:
Evet ‘kalça’.Kesin ve net olarak söylebilirim ki bu özellik sadece biz de,Türk erkeklerinde var.
Ne japon’u,ne Fransız’ı,ne Kolombiya’lısı yanından geçen kızın arkasından dönüp kalçalarına bakmıyor arkadaş.Yani sokakta yürürken eğer önünüzde ki adam yanından geçen hatunun dönüp ‘’poposuna’’ bakıyorsan emin olun o Türk erkeğidir,gidin ‘selam gardaş’ deyin eğer yabancı çıkarsa dönüş biletiniz benden.
Hele ki geçen kız güzel,alımlı,uzun boylu falansa yani yine bizim deyimimiz olan ‘at gibi’ hatunsa bırak sadece dönüp bakmayı,dönüp daha sonra peşine bile takılanı çıkıyor,ben şahit oldum da biliyorum.Ne de olsa ‘’yemeğin salçalısı,kadının kalçalısı’’ diye bir atasözüne sahip bir milletiz,popoya düşkünüz aga..
c)Balgam,tükürük vb.:
Bu sadece bize has değil,bizden kat ve kat daha pis olan Arap’lar da oraya buraya tükürüp,balgam atıyor hatta onlar pek tükürmüyor direk balgam atıyor fakat yinede bizim kadar estetik ve başarılı değiller bu konuda.Bizde orta okulda ‘kim daha uzağa tükürücek’ yarışmaları yapıldığı için bizim kızlarımız bile şahane tükürürler.
Ben pek başarılı değilim o konuda,pek hoşlandığım bi durum da değil hani.Ve balgam çekmek konusunda sıkıntılarım var.Heralde 2 kere falan çok hasta olup mecbur kalmışımdır denemeye, onlarda da kustuğumu hatırlıyorum zaten.
Ama şimdi Arap’lar da tükürüyormuş nasıl ayırt edicez derseniz o da kolay,Arap’ları zaten tipleri ele veriyor tükürmelerine falan gerek yok adamlar çirkinler :)
d)Bağırarak anlatma çabası-Küfür:
Bu daha çok Türkiye sınırları içinde yabancıların sorularına cevap verirken uygulansada yurt dışında da bir çok kez raslarsınız.Söylemek istedikleri kelimeyi bulamayıp telaş yapınca oflayıp puflayıp etrafa koşuşturup en olmadı bağıra bağıra heceleyerek Türkçe anlatanlara..
Veya karşısında ki başka milletin adamına sinirlenip 'nasılsa anlamıyor ibne' diyip anavrat sayıp söyen adam Türk erkeğidir,belki bunu İspanyon’lar,Fransız’lar vs. de yapıyor fakat nasıl onların bizi anlamadığı gibi bizde onları anlamıyor olabilirz.Onlarda bizimle ‘küfür ediyoruz mal a hala gülüyor amk!’ diye dalga geçiyor olabilirler ki bu muhtemelen oluyordur,katlanılası zor bir milletiz ne de olsa :)
Evet,kendimizi o denli belli ediyoruz ki diğer millet insanlarına göre,bir klavuz oluşturucak kadar çok yolu var kimin Türk olup olmadığını anlamak için.İşte birkaç tanesi…
a)Sigara:
Bence en belirgin şekli sigara içiş tarzımız.Hele ki erkeklerin,genelde okulda hoca,evde baba yakalayacak korkusunun verdiği bir tutuş şekilleri vardır ya hani,baş parmak ve işaret parmağıyla tutulan sigarayı geri kalan üç parmağın arkasına saklıycak şekilde,heh işte o tutuş artık bazılarında alışkanlık olmuş sanrım ki taa İngiltere’lerde bile o şekilde tutuyorlar.İç güdüsel heralde.
Her neyse o şekilde tutulan sigara –ıfffsss- diye bir ses efekti ile içe çekilirken gözler hafif kısık ve tek bir noktaya odaklanmış bir hal alıyor,sonrasında –pfıııus- ses efekti ile duman üflenirken de etrafı kesme hali var,üflenen dumanın yarattığı esrarengiz bir havayla yabancı kızlara ayar verme cabaları.
b)Kalça:
Evet ‘kalça’.Kesin ve net olarak söylebilirim ki bu özellik sadece biz de,Türk erkeklerinde var.
Ne japon’u,ne Fransız’ı,ne Kolombiya’lısı yanından geçen kızın arkasından dönüp kalçalarına bakmıyor arkadaş.Yani sokakta yürürken eğer önünüzde ki adam yanından geçen hatunun dönüp ‘’poposuna’’ bakıyorsan emin olun o Türk erkeğidir,gidin ‘selam gardaş’ deyin eğer yabancı çıkarsa dönüş biletiniz benden.
Hele ki geçen kız güzel,alımlı,uzun boylu falansa yani yine bizim deyimimiz olan ‘at gibi’ hatunsa bırak sadece dönüp bakmayı,dönüp daha sonra peşine bile takılanı çıkıyor,ben şahit oldum da biliyorum.Ne de olsa ‘’yemeğin salçalısı,kadının kalçalısı’’ diye bir atasözüne sahip bir milletiz,popoya düşkünüz aga..
c)Balgam,tükürük vb.:
Bu sadece bize has değil,bizden kat ve kat daha pis olan Arap’lar da oraya buraya tükürüp,balgam atıyor hatta onlar pek tükürmüyor direk balgam atıyor fakat yinede bizim kadar estetik ve başarılı değiller bu konuda.Bizde orta okulda ‘kim daha uzağa tükürücek’ yarışmaları yapıldığı için bizim kızlarımız bile şahane tükürürler.
Ben pek başarılı değilim o konuda,pek hoşlandığım bi durum da değil hani.Ve balgam çekmek konusunda sıkıntılarım var.Heralde 2 kere falan çok hasta olup mecbur kalmışımdır denemeye, onlarda da kustuğumu hatırlıyorum zaten.
Ama şimdi Arap’lar da tükürüyormuş nasıl ayırt edicez derseniz o da kolay,Arap’ları zaten tipleri ele veriyor tükürmelerine falan gerek yok adamlar çirkinler :)
d)Bağırarak anlatma çabası-Küfür:
Bu daha çok Türkiye sınırları içinde yabancıların sorularına cevap verirken uygulansada yurt dışında da bir çok kez raslarsınız.Söylemek istedikleri kelimeyi bulamayıp telaş yapınca oflayıp puflayıp etrafa koşuşturup en olmadı bağıra bağıra heceleyerek Türkçe anlatanlara..
Veya karşısında ki başka milletin adamına sinirlenip 'nasılsa anlamıyor ibne' diyip anavrat sayıp söyen adam Türk erkeğidir,belki bunu İspanyon’lar,Fransız’lar vs. de yapıyor fakat nasıl onların bizi anlamadığı gibi bizde onları anlamıyor olabilirz.Onlarda bizimle ‘küfür ediyoruz mal a hala gülüyor amk!’ diye dalga geçiyor olabilirler ki bu muhtemelen oluyordur,katlanılası zor bir milletiz ne de olsa :)
5 Ekim 2011 Çarşamba
''Cacık'' gibi diyorum ..
Sözüm meclisten dışarı dostlar ..
Diyerek başlıyorum bu sefer.Rahmetli Barış Manço'nun ''Cacık'' isimli parçasından alıntı yaparak.Fakat ben biraz degiştiricem,durumuma uygun bir şekilde..
Bir kaç gündür harbiden de ''hıyar gibi hissediyorum'' kendimi,hani doğralasar beni ince ince(yada küp küp,nasıl seviyorlarsa) İngiltere'nin bu yağmurlu günlerinde her yer ''Cacık'' olur diyorum..
Yani geçtim Marmara'yı,Ege'yi,Kara ve Akdeniz'i koskoca Atlantik Okyanusundan cacık yaparım,diyorum :)
Aslında beni iyi tanıyanlar dicek ki şimdi,
-Kardeş sen hep böyle karamsarsın,yeni değil ki bu ..
Evet haklısınız a dostlar ama bu sefer bi başka doluyum.Geçenlerde Twitter'da da paylaştıgım bi twitten alıntı yapayım burada da,''Ben aslında deli-dolu birisiyim.Ama bu aralar sadece doluyum..'' aynen böyleyim işte.
Bir doluyum bir doluyum sormayın..
Döndüğümde o kadar çok insana içme sözü verdim ki,heralde 1 haftaya siroz teşhisi koyulur.O kadar çok yani :)
Velhasıl ki dostlar döndüğüm zaman beni yeni bir hayat bekliyor açıkcası,bunun heyecanını ve stresini bir sonraki yazımda paylaşıcam(buna şuan da karar verdim)yeterince kararttım içinizi zaten..
**
Şimdi kısa bir müzik arası,Barış Manço'dan Cacık adlı bu parça benden tüm cacık severlere ve bu yazıyı okuyanlara gelsin.Veya okumanyalara da gelsin,onlar da hıyar değil mi sonuçta.Fark etmez yani kendini sadece ''hıyar'' gibi hissetmesi yeterli :) esen kalın..
http://www.youtube.com/watch?v=u7BBx4osZ-k
Aaa!Bu arada ''HIYAR'' dedim de aklıma geldi,yeni sevgilinle aran nasıl ??
Bu da Grup Vitamin'den bir alıntı olsun :)
http://www.youtube.com/watch?v=Ja4s5tmtKME
Diyerek başlıyorum bu sefer.Rahmetli Barış Manço'nun ''Cacık'' isimli parçasından alıntı yaparak.Fakat ben biraz degiştiricem,durumuma uygun bir şekilde..
Bir kaç gündür harbiden de ''hıyar gibi hissediyorum'' kendimi,hani doğralasar beni ince ince(yada küp küp,nasıl seviyorlarsa) İngiltere'nin bu yağmurlu günlerinde her yer ''Cacık'' olur diyorum..
Yani geçtim Marmara'yı,Ege'yi,Kara ve Akdeniz'i koskoca Atlantik Okyanusundan cacık yaparım,diyorum :)
Aslında beni iyi tanıyanlar dicek ki şimdi,
-Kardeş sen hep böyle karamsarsın,yeni değil ki bu ..
Evet haklısınız a dostlar ama bu sefer bi başka doluyum.Geçenlerde Twitter'da da paylaştıgım bi twitten alıntı yapayım burada da,''Ben aslında deli-dolu birisiyim.Ama bu aralar sadece doluyum..'' aynen böyleyim işte.
Bir doluyum bir doluyum sormayın..
Döndüğümde o kadar çok insana içme sözü verdim ki,heralde 1 haftaya siroz teşhisi koyulur.O kadar çok yani :)
Velhasıl ki dostlar döndüğüm zaman beni yeni bir hayat bekliyor açıkcası,bunun heyecanını ve stresini bir sonraki yazımda paylaşıcam(buna şuan da karar verdim)yeterince kararttım içinizi zaten..
**
Şimdi kısa bir müzik arası,Barış Manço'dan Cacık adlı bu parça benden tüm cacık severlere ve bu yazıyı okuyanlara gelsin.Veya okumanyalara da gelsin,onlar da hıyar değil mi sonuçta.Fark etmez yani kendini sadece ''hıyar'' gibi hissetmesi yeterli :) esen kalın..
http://www.youtube.com/watch?v=u7BBx4osZ-k
Aaa!Bu arada ''HIYAR'' dedim de aklıma geldi,yeni sevgilinle aran nasıl ??
Bu da Grup Vitamin'den bir alıntı olsun :)
http://www.youtube.com/watch?v=Ja4s5tmtKME
26 Eylül 2011 Pazartesi
The Return of The King..
Bugün şans eseri bir arkadaşın,daha doğrusu arkadaş değil kuzenimin kız arkadaşının veya eski kız arkadaşının(aralarında en son ne oldu,ne bitti bilmiyorum) blogu'nu gördüm.''LAPALAPAKAR'' ismi hoşuma gitti,neler yazmış olabileceğini de merak etmiştim.Güzel yazıları var duygusal ve içten,beğendim..
Ben kimsem artık ''evet,beğendim.Bravo!'' diyorum.Her neyse o yazısı tahminim üzerine kuzenimle aralarında ki ayrılık diyaloğu üzerine kurulmuş bir paragraftı.O kadar içten yazmış ki kendimi o sahnenin içinde hissettim(rahat ol moruk aranıza girme çabam yok :) ) üzüldüm daha sonra..
''-Ulan ibne! Üzmüşün bak kızı,seviyor oğlum seni.Git sarıl'' dedim içimden.
Kızı tanımam etmem.Hiç görmüşlüğüm de yok,fotoğraflarını bile ama birden öyle bir kanım ısındı ki ona,inandım çünkü hislerine duygularına.Belki de aynı duyguları bende yaşadığım içindir,kendimden gördüm onuda..
Velhasıl daha sonra yorum yapmak için profilime girmem gerekti o ara gördüm ki son bloğumu 02 Şubat 2011'de atmışım.''Ne çok olmuş yahu!'' dedim.Çünkü bir aralar sırf yazmak için konular düşünür,Savcılık blogspot.com'a engel getirdiğinde dahi aklıma gelen şeyleri Word'de yazıp açıldığı zaman paylasarım diye kaydederken,neden bu kadar olmuş yazmalayalı diye geçirdim aklımdan.Ve düşüncesiz,tasarısız nerden girip,nasıl bitireceğimi bilmeden başladım yazmaya..
Karmaşık bir yazı oldu ama iç ses varsayalım bu seferlik.
''Bundan sonra sizleri yazıya boğacağım''diye söz verirdim ama takip eden kimsem yok biraz sizofrenik olucak diye yazmıyorum :)
Kendime not olsun bu da o halde...
Saygılar.
Ben kimsem artık ''evet,beğendim.Bravo!'' diyorum.Her neyse o yazısı tahminim üzerine kuzenimle aralarında ki ayrılık diyaloğu üzerine kurulmuş bir paragraftı.O kadar içten yazmış ki kendimi o sahnenin içinde hissettim(rahat ol moruk aranıza girme çabam yok :) ) üzüldüm daha sonra..
''-Ulan ibne! Üzmüşün bak kızı,seviyor oğlum seni.Git sarıl'' dedim içimden.
Kızı tanımam etmem.Hiç görmüşlüğüm de yok,fotoğraflarını bile ama birden öyle bir kanım ısındı ki ona,inandım çünkü hislerine duygularına.Belki de aynı duyguları bende yaşadığım içindir,kendimden gördüm onuda..
Velhasıl daha sonra yorum yapmak için profilime girmem gerekti o ara gördüm ki son bloğumu 02 Şubat 2011'de atmışım.''Ne çok olmuş yahu!'' dedim.Çünkü bir aralar sırf yazmak için konular düşünür,Savcılık blogspot.com'a engel getirdiğinde dahi aklıma gelen şeyleri Word'de yazıp açıldığı zaman paylasarım diye kaydederken,neden bu kadar olmuş yazmalayalı diye geçirdim aklımdan.Ve düşüncesiz,tasarısız nerden girip,nasıl bitireceğimi bilmeden başladım yazmaya..
Karmaşık bir yazı oldu ama iç ses varsayalım bu seferlik.
''Bundan sonra sizleri yazıya boğacağım''diye söz verirdim ama takip eden kimsem yok biraz sizofrenik olucak diye yazmıyorum :)
Kendime not olsun bu da o halde...
Saygılar.
2 Şubat 2011 Çarşamba
Koca Dev derki ;
Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum.''Yanımda hiç arkadaş olmamasından yoruldum.'' Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söylecek biri.En çokda insanların birbirine kötü davranmasından yoruldum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
