Bugün şans eseri bir arkadaşın,daha doğrusu arkadaş değil kuzenimin kız arkadaşının veya eski kız arkadaşının(aralarında en son ne oldu,ne bitti bilmiyorum) blogu'nu gördüm.''LAPALAPAKAR'' ismi hoşuma gitti,neler yazmış olabileceğini de merak etmiştim.Güzel yazıları var duygusal ve içten,beğendim..
Ben kimsem artık ''evet,beğendim.Bravo!'' diyorum.Her neyse o yazısı tahminim üzerine kuzenimle aralarında ki ayrılık diyaloğu üzerine kurulmuş bir paragraftı.O kadar içten yazmış ki kendimi o sahnenin içinde hissettim(rahat ol moruk aranıza girme çabam yok :) ) üzüldüm daha sonra..
''-Ulan ibne! Üzmüşün bak kızı,seviyor oğlum seni.Git sarıl'' dedim içimden.
Kızı tanımam etmem.Hiç görmüşlüğüm de yok,fotoğraflarını bile ama birden öyle bir kanım ısındı ki ona,inandım çünkü hislerine duygularına.Belki de aynı duyguları bende yaşadığım içindir,kendimden gördüm onuda..
Velhasıl daha sonra yorum yapmak için profilime girmem gerekti o ara gördüm ki son bloğumu 02 Şubat 2011'de atmışım.''Ne çok olmuş yahu!'' dedim.Çünkü bir aralar sırf yazmak için konular düşünür,Savcılık blogspot.com'a engel getirdiğinde dahi aklıma gelen şeyleri Word'de yazıp açıldığı zaman paylasarım diye kaydederken,neden bu kadar olmuş yazmalayalı diye geçirdim aklımdan.Ve düşüncesiz,tasarısız nerden girip,nasıl bitireceğimi bilmeden başladım yazmaya..
Karmaşık bir yazı oldu ama iç ses varsayalım bu seferlik.
''Bundan sonra sizleri yazıya boğacağım''diye söz verirdim ama takip eden kimsem yok biraz sizofrenik olucak diye yazmıyorum :)
Kendime not olsun bu da o halde...
Saygılar.